S’AGAPO MANULA


Bu ne ?

S’agapo manula …. Yunanca “Seni Seviyorum Annecik” demek …

Sol tarafta gördüğünüz bayan benim 20’li yaşlarımın çok başındayken tanıdığım ve kalbinin güzelliği ile kendisine yunanca “anne” dediğim kişi… Benim için çok özel biri ve geçtiğimiz hafta çarşamba günü bizi ziyaret etmek üzere Türkiye’ye geldi.

İşte siteye son bir haftadır bir şeyler yazamamamın sebebi budur. Zira evde misafirim olduğu için işten de izin aldım…İstanbul kazanına kepçe olma görevi üstlenmekte meşguldüm.

Gezdim , tozdum… Enteresan tecrübelerim oldu. Kendisinin bizi ilk ziyareti değil.O nedenle müze – saray faslını daha önce halletmiştik..Bu sefer farklı konulara el attık. Mesela “Hamam” 🙂 Onun sayesinde ilk kez hamama gitme şerefine eriştim.Otellerdeki ile ilgisi var sanıyorsanız yanılıyorsunuz..Ayrı bir kültürmüş, onu öğrendim.. Şiddetle tavsiye ediyorum…

Çengelköy kahvaltısı, mısır çarşısı alışverişi, İstinye Park’ta kokoşluk, Ömerli’de mangal, aile yemekleri, misafirlikler vs.. vs… oturmadık diyebilirim… Bir de Sevgim ile “gelse de götürsek” diye hayallerini kurduğumuz ‘nde harika bir yemek …

Henüz gitmediyseniz , muhakkak Selanikli Maria’nın mutfağından seçmeleri öneririm …

Hep gezmedim elbet.. Mutfağa da yolum düştü… İşte yokken yaptıklarım !

Nişan pastası

Dikiş dikmeyi seven bir bayan için özel bir doğum günü pastası …
DİKİŞ DİKEN BAYAN

Patatesli Çörek
Tarifi yakında…


Çikolatalı & Franbuazlı Pasta

Tarifi yakında …

Ben yokken yazdığınız yorumların hepsini çok büyük bir keyifle okudum. Yorum sayılarını görünce o kadar mutlu oluyorum ki anlatamam… Sizler tarafından takip edilmek ve sizlerden övgü almak benim için çok önemli…

Geçen haftanın acısını bu hafta çıkartmayı düşünüyorum 😉 Beni izlemeye devam edin…

En önemlisi de …

Afiyetle kalın,

Reklamlar

>İSİM KARTI KURABİYELERİ

>
Eski dostlar…

Nerede olsalar , kopmazlar… Araya kaç sene girerse girsin, konuşacak muhakkak bir şeyleri vardır… Anıları vardır eskiden gelen… Bugüne taşıdıkları şakalaşmaları…

Bir de eski dostlara hayatın kattığı en güzel yenilikler vardır… O yeniler eskilerle kaynaşır … Hele bir de eski ile yeninin yarattığı bir tazecik varsa …. Tüm eskiler ve yeniler ona odaklanır… Onun tazeliğiyle yeniden canlanır…
Dün kahvaltı masamızda eskiler, yeniler ve tazeler vardı… Lise arkadaşlarım ve eşleri ile bizde toplandık… Bir de sevimli miniğimiz ve henüz güzel annesinin canında büyüyen müstakbel oğlumuz …

Beni bilirsiniz…
Bir davet olunca günler önce başlarım ikram olarak ne yapsam diye düşünmeye… Bir de masa süsleme konusunu tabii 🙂
İşte bu isim kartları böyle oluştu….
Konuklarıma hem tatlı bir ikram, hem bir “Hoşgeldiniz” jesti, hem masamızda renkli bir dokunuş yaratmış oldum…

Kurabiye için bu sefer kendim evdeki malzemelerden bir çeşitleme yaptım…

Malzemeler:

  • 250 gr oda ısısında beklemiş margarin (Hüner kullandım)
  • 2 yumurta
  • 3 yemek kaşığı hindistan cevizi
  • 3 yemek kaşığı toz badem
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • 1 su bardağı mısır nişastası
  • aldığı kadar un
  • Tüm malzemeyi yoğurup, 30 dk kadar buzdolabında beklettim. Daha sonra 2 cm kalınlığında açıp Bakeshop’tan aldığım kurabiyelerin ve şeker hamurunun üzerine yazı yazdığım makinanın kalıbı ile kesip 160 derece fırında hafif pembeleşinceye kadar pişirdim. Soğuyunca üzerlerine bal sürüp aynı şekildeki kalıpla kestiğim renkli şeker hamurlarını yapıştırdım ve üzerlerine “HOŞGELDİN” ve kişinin ismini yazdım…

    Kahvaltı soframızda genel kahvaltı konseptinin dışında …. Özel ev yapımı ekmeğimiz …

    Sevgili Adaşımın özel ilave önerileri ile … ! Söke Un’un 7 tahıllı karışımından ….


    Franbuazlı Cheesecake … Tarifi bir kaç gün içinde gelecek …

    Peynirli Tepsi Böreği … Tarifi bir kaç gün içinde gelecek …

    Evet bunların sonrasında Pazar gününden bize geriye kalan…

    1. Eski dostlar görüştü…
    2. Eski dostların hayat arkadaşları ile kaynaşıldı…
    3. Eski dostların ufaklıkları ile coşuldu…

    Bir de bu kare… ki bana özel bir mesajı var 🙂

    Engin’in Dilara ile olan kaynaşması …..

    Güzel bir hafta diliyorum !
    Afiyetle,

    İSİM KARTI KURABİYELERİ


    Eski dostlar…

    Nerede olsalar , kopmazlar… Araya kaç sene girerse girsin, konuşacak muhakkak bir şeyleri vardır… Anıları vardır eskiden gelen… Bugüne taşıdıkları şakalaşmaları…

    Bir de eski dostlara hayatın kattığı en güzel yenilikler vardır… O yeniler eskilerle kaynaşır … Hele bir de eski ile yeninin yarattığı bir tazecik varsa …. Tüm eskiler ve yeniler ona odaklanır… Onun tazeliğiyle yeniden canlanır…
    Dün kahvaltı masamızda eskiler, yeniler ve tazeler vardı… Lise arkadaşlarım ve eşleri ile bizde toplandık… Bir de sevimli miniğimiz ve henüz güzel annesinin canında büyüyen müstakbel oğlumuz …

    Beni bilirsiniz…
    Bir davet olunca günler önce başlarım ikram olarak ne yapsam diye düşünmeye… Bir de masa süsleme konusunu tabii 🙂
    İşte bu isim kartları böyle oluştu….
    Konuklarıma hem tatlı bir ikram, hem bir “Hoşgeldiniz” jesti, hem masamızda renkli bir dokunuş yaratmış oldum…

    Kurabiye için bu sefer kendim evdeki malzemelerden bir çeşitleme yaptım…

    Malzemeler:

  • 250 gr oda ısısında beklemiş margarin (Hüner kullandım)
  • 2 yumurta
  • 3 yemek kaşığı hindistan cevizi
  • 3 yemek kaşığı toz badem
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • 1 su bardağı mısır nişastası
  • aldığı kadar un
  • Tüm malzemeyi yoğurup, 30 dk kadar buzdolabında beklettim. Daha sonra 2 cm kalınlığında açıp Bakeshop’tan aldığım kurabiyelerin ve şeker hamurunun üzerine yazı yazdığım makinanın kalıbı ile kesip 160 derece fırında hafif pembeleşinceye kadar pişirdim. Soğuyunca üzerlerine bal sürüp aynı şekildeki kalıpla kestiğim renkli şeker hamurlarını yapıştırdım ve üzerlerine “HOŞGELDİN” ve kişinin ismini yazdım…

    Kahvaltı soframızda genel kahvaltı konseptinin dışında …. Özel ev yapımı ekmeğimiz …

    Sevgili Adaşımın özel ilave önerileri ile … ! Söke Un’un 7 tahıllı karışımından ….


    Franbuazlı Cheesecake … Tarifi bir kaç gün içinde gelecek …

    Peynirli Tepsi Böreği … Tarifi bir kaç gün içinde gelecek …

    Evet bunların sonrasında Pazar gününden bize geriye kalan…

    1. Eski dostlar görüştü…
    2. Eski dostların hayat arkadaşları ile kaynaşıldı…
    3. Eski dostların ufaklıkları ile coşuldu…

    Bir de bu kare… ki bana özel bir mesajı var 🙂

    Engin’in Dilara ile olan kaynaşması …..

    Güzel bir hafta diliyorum !
    Afiyetle,

    >ZEYTİNLİ EKMEK

    >Yemekbahane’de bundan sonra bir tarif grubu daha olacak… Ekmekler…

    Fırıncı torunu ve ekmeksever biri olarak en sonunda dayanamayıp ekmek makinası da aldım.. Tutamadım kendimi , itiraf ediyorum 🙂
    Hepsiburada.com bana indirim çeki gönderdiğinde , bari bunu ne zamandır kendimi frenleyip almadığım ekmek makinasını alıp kullanayım dedim ve aldım… Dün iş yerime teslim ettikleri andan itibaren eve gidip ekmek pişirme tutkusu ile doldum , hatta yerimde duramadım 🙂
    Eve kendimi zor attım , inanın abartmıyorum 🙂

    Makinacığıma güzel bir yer beğendim ve koydum… Sonra da başladım ilk ekmeğimi yapmaya…

    Tüm malzemeleri koydum ve o 3 saat başladı… Makinanın penceresinden içeriye bakan iki gözüm ve ben 🙂 3 saati zor ettik …Haa bir de elinden tutup tutup mutfağa sürüklediğim Engin’ciğim tabii….

    Engin’e sürekli “Neden evi ekmek kokusu sarmadı? Makina mı bozuk? Pişmeyecek mi ekmeğim?” diye sorarak kendisini ilk geceden daraltmış (???) olsam da; hiç şefkatinden ödün vermeden “Kokaarrr… Pişeeerrr….” diyip durdu garibim 🙂

    Sonunda o “bippppp” sesi çıktı ve 3 saat doldu…. ve benim çok güzel kokan bir “Zeytinli Ekmeğim” oldu 🙂 (nur topu gibi) (çok komiğim)

    Hemen bir dilim kesildi, yanına tereyağ tabağı iliştirildi ve bitki çayı eşliğinde evin gurmesi (??? yemek seçen gurme) Engin beye ikram edildi… Engin’in ilk cümlesi “Vallahi ekmek gibi olmuş” 🙂

    Yaşaasıınnnnn !!!

    İşte ilk denemem … Tarif, makinanın içinden çıkan kitapçıktan…

    Bu tarifleri elde yoğurup, oda ısısında mayalandırıp, normal fırında da pişirmek mümkünmüş… Ancak fırının içerisine su dolu bir kase koymak gerekiyormuş..

    Malzemeler: (700 gr ekmek için)

    • 1 + 1/8 cup su – ılık (makinanın içinden cup ölçüsü de çıktı, onunla ölçtüm) (su bardağı ile aynı boydaydı..)
    • 2 büyük ölçek zeytinyağ (bu da makinanın bir aparatı) (4 yemek kaşığı kadardı)
    • 2 küçük ölçek tuz (2 çay kaşığı kadar)
    • 2 büyük ölçek toz şeker
    • 1/2 cup dilimlenmiş siyah zeytin (Fora’nın dilimli zeytinlerinden)
    • 3 cup un
    • 2 küçük ölçek aktif kuru maya (Dr. Oetker instant maya kullandım)

    Makinaya şu sırada koydum..(Önce sıvılar, en son un ve maya)

    Su, zeytinyağ, tuz, şeker, zeytin, un ve maya… Mayaya hiç sıvı değmemesi önemli !

    Beyaz Ekmek programından çalıştırdım… Koyu renk kabuk seçtim…

    Bir sonraki deneme için öneriler geliyor… Cevizli ve kepekli ilk sıralarda…

    Afiyetle kalın ,

    ZEYTİNLİ EKMEK

    Yemekbahane’de bundan sonra bir tarif grubu daha olacak… Ekmekler…

    Fırıncı torunu ve ekmeksever biri olarak en sonunda dayanamayıp ekmek makinası da aldım.. Tutamadım kendimi , itiraf ediyorum 🙂
    Hepsiburada.com bana indirim çeki gönderdiğinde , bari bunu ne zamandır kendimi frenleyip almadığım ekmek makinasını alıp kullanayım dedim ve aldım… Dün iş yerime teslim ettikleri andan itibaren eve gidip ekmek pişirme tutkusu ile doldum , hatta yerimde duramadım 🙂
    Eve kendimi zor attım , inanın abartmıyorum 🙂

    Makinacığıma güzel bir yer beğendim ve koydum… Sonra da başladım ilk ekmeğimi yapmaya…

    Tüm malzemeleri koydum ve o 3 saat başladı… Makinanın penceresinden içeriye bakan iki gözüm ve ben 🙂 3 saati zor ettik …Haa bir de elinden tutup tutup mutfağa sürüklediğim Engin’ciğim tabii….

    Engin’e sürekli “Neden evi ekmek kokusu sarmadı? Makina mı bozuk? Pişmeyecek mi ekmeğim?” diye sorarak kendisini ilk geceden daraltmış (???) olsam da; hiç şefkatinden ödün vermeden “Kokaarrr… Pişeeerrr….” diyip durdu garibim 🙂

    Sonunda o “bippppp” sesi çıktı ve 3 saat doldu…. ve benim çok güzel kokan bir “Zeytinli Ekmeğim” oldu 🙂 (nur topu gibi) (çok komiğim)

    Hemen bir dilim kesildi, yanına tereyağ tabağı iliştirildi ve bitki çayı eşliğinde evin gurmesi (??? yemek seçen gurme) Engin beye ikram edildi… Engin’in ilk cümlesi “Vallahi ekmek gibi olmuş” 🙂

    Yaşaasıınnnnn !!!

    İşte ilk denemem … Tarif, makinanın içinden çıkan kitapçıktan…

    Bu tarifleri elde yoğurup, oda ısısında mayalandırıp, normal fırında da pişirmek mümkünmüş… Ancak fırının içerisine su dolu bir kase koymak gerekiyormuş..

    Malzemeler: (700 gr ekmek için)

    • 1 + 1/8 cup su – ılık (makinanın içinden cup ölçüsü de çıktı, onunla ölçtüm) (su bardağı ile aynı boydaydı..)
    • 2 büyük ölçek zeytinyağ (bu da makinanın bir aparatı) (4 yemek kaşığı kadardı)
    • 2 küçük ölçek tuz (2 çay kaşığı kadar)
    • 2 büyük ölçek toz şeker
    • 1/2 cup dilimlenmiş siyah zeytin (Fora’nın dilimli zeytinlerinden)
    • 3 cup un
    • 2 küçük ölçek aktif kuru maya (Dr. Oetker instant maya kullandım)

    Makinaya şu sırada koydum..(Önce sıvılar, en son un ve maya)

    Su, zeytinyağ, tuz, şeker, zeytin, un ve maya… Mayaya hiç sıvı değmemesi önemli !

    Beyaz Ekmek programından çalıştırdım… Koyu renk kabuk seçtim…

    Bir sonraki deneme için öneriler geliyor… Cevizli ve kepekli ilk sıralarda…

    Afiyetle kalın ,