>BADEMLİ KURABİYE

>

Şeker hamurlu, fotoğraflı kurabiyelerin yapımında sıkça kullandığım tarifi bu sefer sadece hamuru elimde yuvarlayarak üzerine bir adet badem koydum ve öyle pişirdim.
Misafirlerinize de ikram edebileceğiniz şık bir kurabiye oluyor, deneyebilirsiniz.
Sable Kurabiyesi :
  • 500 gr un
  • 300 gr margarin (oda ısısında)
  • 150 gr pudra şekeri
  • 1 yumurta akı
  • 50 gr toz badem
  • 1/2 çay kaşığı vanilya
  • üzeri için badem

Tüm malzemeler yoğurulur ve hamur 30 dk kadar buzdolabında bekletilir. Elde yuvarlanır ve yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizilir. Üzerlerine badem konur ve önceden 170 derecede ısıtılmış fırında üzeri hafif kızarana kadar pişirilir.

Afiyetle,

Reklamlar

BADEMLİ KURABİYE

Şeker hamurlu, fotoğraflı kurabiyelerin yapımında sıkça kullandığım tarifi bu sefer sadece hamuru elimde yuvarlayarak üzerine bir adet badem koydum ve öyle pişirdim.
Misafirlerinize de ikram edebileceğiniz şık bir kurabiye oluyor, deneyebilirsiniz.
Sable Kurabiyesi :
  • 500 gr un
  • 300 gr margarin (oda ısısında)
  • 150 gr pudra şekeri
  • 1 yumurta akı
  • 50 gr toz badem
  • 1/2 çay kaşığı vanilya
  • üzeri için badem

Tüm malzemeler yoğurulur ve hamur 30 dk kadar buzdolabında bekletilir. Elde yuvarlanır ve yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizilir. Üzerlerine badem konur ve önceden 170 derecede ısıtılmış fırında üzeri hafif kızarana kadar pişirilir.

Afiyetle,

>AİLEMİZ PASTASI

>

Baba diye hitap ettiğim Selanik’teki dünya tatlısı insanın bir lafı vardır. Bu lafı ne zaman düşünsem yüzümde bir tebessüm beliriverir. Kiminle paylaşsam bu özlü sözü 🙂 onlar da çok beğeniyor ve hoşlarına gidiyor.

Babascığım 🙂 der ki:

Baba bir ailenin, bir evin başıdır, anne de boynu. Boyun çevirmezse o baş hiç bir yere dönemez 🙂

Siz gelin bu deyişin altındaki zenginliği kendiniz tartın:)

Bu pasta bir boyun için yapıldı. Hem de ne boyun. Çevirdiği yöne hep bir şeyler katmış güçlü bir boyun.

Afiyetle,

AİLEMİZ PASTASI

Baba diye hitap ettiğim Selanik’teki dünya tatlısı insanın bir lafı vardır. Bu lafı ne zaman düşünsem yüzümde bir tebessüm beliriverir. Kiminle paylaşsam bu özlü sözü 🙂 onlar da çok beğeniyor ve hoşlarına gidiyor.

Babascığım 🙂 der ki:

Baba bir ailenin, bir evin başıdır, anne de boynu. Boyun çevirmezse o baş hiç bir yere dönemez 🙂

Siz gelin bu deyişin altındaki zenginliği kendiniz tartın:)

Bu pasta bir boyun için yapıldı. Hem de ne boyun. Çevirdiği yöne hep bir şeyler katmış güçlü bir boyun.

Afiyetle,

>YEMEKBAHANE 2 YAŞINDA VE KIYMALI PİDE

> Bayramdı, yoğunluktu derken atlamışım..Bugün tarihe bir baktım meğer az daha kalsam iyice geç kalacakmışım 😦

2006 Ekim’inde başlamıştım Yemekbahane’den ses vermeye. Üzerinden tam 2 yıl geçmiş. 2 koca yılda kazandıklarım, kazandırdıklarım, yitirdiklerim, yaşadıklarım, yaşayamadıklarım, sevinçlerim, sevinemediklerim, gördüklerim, göremediklerim ve daha nicesi bu sayfada birbir birikmiş. Başka bakmaya başlamışım çevreme, aileme, dostlarıma.Yani bu sayfa yapmak istediğim şeyi yapmış.Kendime bakmamı sağlamış.Kendime vakit ayırmanın keyfini yaşatmış bana.

Yaşatmaya da devam edecek, tam da buradan kaldığı yerden…

Afiyetle, ağzımızın tadıyla 🙂

KIYMALI PİDE

Ailecek malesef hamur işlerine çok düşkünüz. Bu da mevcut resmi gayet güzel özetliyor sanırım. Bizim mutfakta yine bir hamur yoğurma mevzusu söz konusu oldu. Aslında bu ramazan ayında vuku bulan bir durumdu, şimdi yazmak nasipmiş. İftar sofrası menüsünde yer alan pidenin yukarıda görmüş olduğunuz fotoğrafı ise bir hayli eski. Son yapılanı çekmeden yemişiz 🙂 Daha önce çektiğimizin de tarifini vermemişiz 🙂 Kısmet bugüneymiş ..

Malzemeler:

Hamuru için: (resimdeki gibi 6-7 adet pide çıkıyor)

  • 1 su bardağı süt
  • 35 gr yaş maya
  • 3 /4 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 çorba kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1/2 çay bardağı ılık su
  • 4 su bardağı un

İç Malzeme:

  • 250 gr kıyma
  • 1 adet orta boy soğan (yemeklik doğranmış)
  • 3-4 adet sivribiber
  • 2-3 adet domates
  • 2-3 yemek kaşığı ince kıyılmış maydanoz
  • tuz, karabiber, kırmızı biber
  • 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ

Üzerine :

  • 1 adet yumurta
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • süslemek için sivri biber

Hamurunu yoğurmak için 1 bardak sütü kaynatmadan hafifçe ocakta ısıtıyoruz. Elimizi yakmayacak kıvama gelince mayayı sütle karıştırıp iyice eritiyoruz. Unu çukur bir kaba eleyip ortasını havuz gibi açıyoruz. Ortasına erittiğimiz mayayı, sıvıyağı, ılık suyu, şeker ve tuzu ekleyip fazla mıncıklamadan hamuru yoğurmaya başlıyoruz. (Daha fazla un kaldıracağını düşünürseniz yoğurma esnasında ilave edebilirsiniz. Aynı şekilde eğer un çok gelirse ılık su miktarı arttırılabilir.)

Hamurumuz yumuşak kıvamlı bir hal alınca nemli bir bezle üzerini örtüp yaklaşık 30 dk kadar mayalanmaya bırakıyoruz.

Hamur mayalanırken biz iç malzemesini hazırlıyoruz.

Bir tavaya ya da tencereye sıvıyağı alıp, yemeklik doğranmış soğanları orta hararetteki ateşte sotelemeye başlıyoruz. Soğanlar renk değiştirdikten sonra kıymayı ilave edip kavuruyoruz. Biberleri ve domatesleri doğruyoruz ve önce biberleri soğan-kıyma karışımına ilave ediyoruz. Biberler de kavrulunca domatesleri ekliyoruz. Bu aşamada baharatını ayarlıyoruz. Son olarak maydanozu koyup ocağın altını kapatıyoruz.

Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz ve fırın tepsimizi yağlıyoruz. (Yağlı kağıdınız varsa o da kullanılabilir)

Mayalanan hamurumuzdan eşit miktarda parçalar kopartıp elimizle pide şekli verip ortasına kıymalı harçtan koyuyoruz. Tüm hamur bitene kadar aynı işlemi tekrarlıyoruz. Pidelerimizi 15 dk kadar da tepsi mayası alması için bekletiyoruz.

Yoğurt ve yumurtayı bir kasede karıştırıp, 15 dk tepside bekleyen pidelerimizin üzerine eşit miktarda bu karışımdan sürüyoruz. Sivri biber ya da domatesle pidelerimizi süsleyip ısıttığımız fırında yaklaşık olarak 25-30 dk kadar pişiriyoruz.

Üzerleri kızaran pidelerimizi fırından çıkartıp sıcakken servis ediyoruz.

Afiyetle,

YEMEKBAHANE 2 YAŞINDA VE KIYMALI PİDE

Bayramdı, yoğunluktu derken atlamışım..Bugün tarihe bir baktım meğer az daha kalsam iyice geç kalacakmışım 😦

2006 Ekim’inde başlamıştım Yemekbahane’den ses vermeye. Üzerinden tam 2 yıl geçmiş. 2 koca yılda kazandıklarım, kazandırdıklarım, yitirdiklerim, yaşadıklarım, yaşayamadıklarım, sevinçlerim, sevinemediklerim, gördüklerim, göremediklerim ve daha nicesi bu sayfada birbir birikmiş. Başka bakmaya başlamışım çevreme, aileme, dostlarıma.Yani bu sayfa yapmak istediğim şeyi yapmış.Kendime bakmamı sağlamış.Kendime vakit ayırmanın keyfini yaşatmış bana.

Yaşatmaya da devam edecek, tam da buradan kaldığı yerden…

Afiyetle, ağzımızın tadıyla 🙂

KIYMALI PİDE

Ailecek malesef hamur işlerine çok düşkünüz. Bu da mevcut resmi gayet güzel özetliyor sanırım. Bizim mutfakta yine bir hamur yoğurma mevzusu söz konusu oldu. Aslında bu ramazan ayında vuku bulan bir durumdu, şimdi yazmak nasipmiş. İftar sofrası menüsünde yer alan pidenin yukarıda görmüş olduğunuz fotoğrafı ise bir hayli eski. Son yapılanı çekmeden yemişiz 🙂 Daha önce çektiğimizin de tarifini vermemişiz 🙂 Kısmet bugüneymiş ..

Malzemeler:

Hamuru için: (resimdeki gibi 6-7 adet pide çıkıyor)

  • 1 su bardağı süt
  • 35 gr yaş maya
  • 3 /4 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 çorba kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1/2 çay bardağı ılık su
  • 4 su bardağı un

İç Malzeme:

  • 250 gr kıyma
  • 1 adet orta boy soğan (yemeklik doğranmış)
  • 3-4 adet sivribiber
  • 2-3 adet domates
  • 2-3 yemek kaşığı ince kıyılmış maydanoz
  • tuz, karabiber, kırmızı biber
  • 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ

Üzerine :

  • 1 adet yumurta
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • süslemek için sivri biber

Hamurunu yoğurmak için 1 bardak sütü kaynatmadan hafifçe ocakta ısıtıyoruz. Elimizi yakmayacak kıvama gelince mayayı sütle karıştırıp iyice eritiyoruz. Unu çukur bir kaba eleyip ortasını havuz gibi açıyoruz. Ortasına erittiğimiz mayayı, sıvıyağı, ılık suyu, şeker ve tuzu ekleyip fazla mıncıklamadan hamuru yoğurmaya başlıyoruz. (Daha fazla un kaldıracağını düşünürseniz yoğurma esnasında ilave edebilirsiniz. Aynı şekilde eğer un çok gelirse ılık su miktarı arttırılabilir.)

Hamurumuz yumuşak kıvamlı bir hal alınca nemli bir bezle üzerini örtüp yaklaşık 30 dk kadar mayalanmaya bırakıyoruz.

Hamur mayalanırken biz iç malzemesini hazırlıyoruz.

Bir tavaya ya da tencereye sıvıyağı alıp, yemeklik doğranmış soğanları orta hararetteki ateşte sotelemeye başlıyoruz. Soğanlar renk değiştirdikten sonra kıymayı ilave edip kavuruyoruz. Biberleri ve domatesleri doğruyoruz ve önce biberleri soğan-kıyma karışımına ilave ediyoruz. Biberler de kavrulunca domatesleri ekliyoruz. Bu aşamada baharatını ayarlıyoruz. Son olarak maydanozu koyup ocağın altını kapatıyoruz.

Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz ve fırın tepsimizi yağlıyoruz. (Yağlı kağıdınız varsa o da kullanılabilir)

Mayalanan hamurumuzdan eşit miktarda parçalar kopartıp elimizle pide şekli verip ortasına kıymalı harçtan koyuyoruz. Tüm hamur bitene kadar aynı işlemi tekrarlıyoruz. Pidelerimizi 15 dk kadar da tepsi mayası alması için bekletiyoruz.

Yoğurt ve yumurtayı bir kasede karıştırıp, 15 dk tepside bekleyen pidelerimizin üzerine eşit miktarda bu karışımdan sürüyoruz. Sivri biber ya da domatesle pidelerimizi süsleyip ısıttığımız fırında yaklaşık olarak 25-30 dk kadar pişiriyoruz.

Üzerleri kızaran pidelerimizi fırından çıkartıp sıcakken servis ediyoruz.

Afiyetle,

>EGE’NİN MÜTEVAZİ GÜZELİ "TİRE"

>

“Tire”

Belki de ismini şimdi duyuyorsunuz, belki daha önce gittiniz, gördünüz. İzmir ya da Aydın’da yaşıyorsunuz sanırım bu daha muhtemel bir durum. İzmir’in adını bildiğimiz birçok ilçesinin yanında çoğumuzun ismini ilk kez duyduğumuz bu sevimli belde İzmir’den sadece 75 km uzakta.

Tire’ye dair internette bir çok yazı okudum.Her birini okurken “Evet evet diye başımı sallar buldum kendimi”

Malum artık, söylemeye gerek yok. Ege’nin kızıyım biliyorsunuz.Toprak çeker beni.Zeytinliklerin kokusunu duydum mu, güneşin ışığını gördü mü yüzüm, başka bir mutlu oluveririm.

Ege’de Egeli gibi yaşamaksa eğer , Tire ziyaretim böyle ifadelenebilir. Bayramda Egeli gibi yaşadık 🙂

Eşimin asker arkadaşı demek istemiyorum, eşim ve benim asker arkadaşımız “O”.. Biz hep beraber yaptık askerliğimizi, en azından son 10 ayını 🙂 Ben eşimle tanıştığımda askerdi. Tire’li tertibimiz Agah ile Mardin’de askerliklerini tamamladılar ama arkadaşlıkları Mardin’in asker koğuşlarında kalmadı, sürdü gidiyor. Şimdi herkes evli barklı.. Hatta Agah ve eşi Dilek’in zeka küpü oğulları Bülent ile aileleri bizimkine oranla daha da büyük, hatta kısmetse yakın zamanda biraz daha büyüyecek.(Kendime not :Sen daha otur bakalım) 🙂 Lafı toparlamak gerekirse bu bayramı onları ziyaret ederek geçirdik.Pek de iyi ettik vallahi!



Bu Tire’ye ilk gidişim değil. Ama bir blog sahibi olarak ilk gidişim olduğu için midir nedir, Tire’ye başka baktım bu sefer. Güzel güzel anlatmalıyım ki , bilmeyenler de okusun, belki de yolu düşen gidiversin. Şimdi Engin olsa, şiveni yaptın yine diyiverirdi 🙂 Gidivermek, yazadurmak .. böyle duya duya ben de pek sevdim .. Agah arada ben seviyorum diye kaptırıp kendini oraya has birkaç kelime patlattığında hemen kaleme kağıda sarıldım, yazıverdim gari 🙂

İşte yazdıklarımdan birkaç farklı deyiş,

Mısır – Efendim Mısır , Tire’de hindi demekmiş.. Bunu duyunca pek hoşuma gitti.

Bildiğimiz mısıra da darı deniyor.

Tren – otoray

Tivis – ayçekirdeği

Gevrek – Simit

Çakıldak – börülce

Mesela.. Su katıver bakem gari ? 🙂 Su koy bakalım demek 🙂 Su katılıyor, konmuyor 🙂

Dilbilimciyiz ya 🙂 pek hoşuma gidiyor, böyle şeyleri öğrenmek ve ne yalan söyleyeyim, aynı şekilde onlarla konuşmak.

Tire, konumu gereği heryere çok yakın… Kuşadası, Selçuk, Didim, Söke, Aydın, Bodrum… Ortalama 50-200 km mesafeyle günübirlik turlar yapıp vaktinizi çevre yerleri de ziyaret ederek geçirmeniz çok mümkün.



Her yerde zeytinlikler var. Bu da zeytinin ve zeytinyağının hasını yiyebileceğiniz anlamına geliyor tabii doğal olarak.

Tire’nin Salı ve Cuma günleri pazarı varmış. Pazar düşkünü bendeniz hiç durur muyum? Cuma pazarına çıktım. Dilek’in söylediğine göre esası Salı günü olanmış ama bayramın ilk günü olduğu kurulmadı malesef. Neyse .. Sebzenin, meyvenin en tazesini ve en doğalını görünce insan İstanbul’da yediklerini birkez daha gözden geçiriyor ister istemez.



İstanbul’da kalemle çizilmiş gibi düzgün , kusursuz domateslerin yanında tüm doğallığıyla öylesine tezgahta alıcısını bekleyen domatesleri görünce cidden doğanın dengesiyle nasıl oynandığını düşünüp bir kez daha üzüldüm. Pazarcı teyze ve amcaların samimiyeti, elimde fotoğraf makinamla beni görünce “gazeteci” sanmaları da unutulmaz tabii.



Tire’ye yolunuz düşerse, muhakkak KaplanDağı’na çıkmalısınız. Hem muhteşem manzarasıyla, hem tertemiz havasıyla görülmeye değer gerçekten. Yol boyunca göreceğiniz yamaçlara kondurulmuş mütevazi evler ise “Burada yaşayan yaşlanmaz” dedirtiyor insana.

Kaplan Dağı’na gelince Ege’nin ve Tire’nin muhteşem mutfağının en yalın haliyle tadına bakabileceğiniz bir restoran karşılıyor sizleri. Kaplan Çam Restaurant. Her gittiğimde tadı damağımda kalan birbirinden özel ve güzel yemekleri ile bu bayram da midemize güzel bir hatıra bıraktık Enginle.

Tire’de ne yenir ?

Gelelim bloğumuzun amacına. Yemekbahane ama yemeden de olmaz anafikri ile sizlere azıcık görsel destekle Tire mutfağını tanıtayım.

Kabak Çiçeği Dolması

Gelin gibi salınmıyor mu ? O narinlik , o renkler .. Bana sanki tabakta bir gelin varmış gibi hissettiriyor her gördüğümde..

Pazarda gördüğümde almamak için kendimi çok zor tuttum. Eve gelip denemek istedim haliyle ama.. Pazarcı teyzem, o yola gitmez, hemen kapar kendini deyiverdi 🙂

Meğer kadınlar evde içini hazırlarmış, bir koşu pazara gidip çiçeği o zaman alırmış..O kadar narinmiş bizim gelin hanım. Benim benzettiğim kadar varmış anlayacağınız.



Ezme – Patlıcandan yapılan bir meze. Sırrını çözemedim ama patlıcanın tadını almakta bile çok zorlanıyorsunuz, o kadar iyice ezilmiş. Üzerine gezdirilen zeytinyağı da cabası tabii.

Börülce – Çeşidi bol börülcenin bu resimdeki de bir başka çeşidi. Yemeye doyulmuyor inanın..

Kaplan’da önce güzel güzel bu zeytinyağlılardan yiyorsunuz.. Daha resmini koymadığım Turpotu, kızartma, semizotu salatası, kırmızı biber közlemesi var..

Kabak Çiçeğine gelin dedik ya , işte bu da masanın kraliçesi..





Keşkek



Buğday ve kuzu etinin köz ateşinde uzun süren mesaileri sonrasında bileğe kuvvet harmanlanarak yapılan evlerde düğün, dernek kurulduğunda pişen geleneksel mutfağın en nadide eserlerinden. Tire’ye gelir de keşkek yemeden dönerseniz bence bir kez daha arkanıza bakın, çünkü bu ziyaretiniz tamamlanmamış sayılacaktır.

Dedim ya elimde kamera ile gazeteci edasıyla salındım ortalıkta diye.. Kaplan Restaurant’ın mutfağı fotoğraf makinama açıldı, sıra sıra dizilmiş birbirinden güzel mezelerin hazırlanışına tanıklık etme şansım da oldu.

Pişmiş halini çekemediğim Tire’nin tüm Türkiye’ye artık namı yayılmış köftesinin yapılışını da bizzat görmüş oldum. Tire Köftesi için…





Tire’de daha yenebilecek saymayı unuttuğum belki de henüz hiç yemediğim bir sürü şey var. Ama bunların arasında bir tanesi var ki , onu hiç atlamadan hep tüketiyoruz 🙂

Tire Tostu (Tire Sandviçi)



Tire meydanında bulunan sıra sıra büfelerin önünde bulunan ızgaralarda tüm malzemelerin tek tek ızgarada pişirilerek yapıldığı Tire Tostunu farklı kılan şey bence kullanılan Ege Türk Sucuklarının lezzeti.



Tire’de Zeki Bey’in büfesinde muhteşem Tire Tostunu yemeye doyamayacaksınız, buna emin olun.



Tatlı yok mu diyenleri duyar gibiyim 🙂

Kalburabastı Ege yöresine has bir hamur tatlısıdır bilirsiniz. Ama Tire’ye gelirseniz tatmanız gereken başka bir tatlı da çeşitli tatlarla çeşitlendirilen Lor peyniri.

Karadutlu Lor ise bunlara bir önek. Ballı,cevizlisi ya da tahinlisi de makbul lezzetlerden.



Tire’ye bir daha ne zaman gideriz kimbilir. Ama eğer sizin yolunuz o yöreye düşerse Selçuk’a sadece 25 dk kadar uzaklıktaki bu kenti görmeden geçmeyin.

Sağlıcakla kalıverin gari !