>SON DÖRT FİLM & YOĞURTLU HAVUÇ SALATASI

>Film izleme konusundaki bağımlılığım son sürat devam ediyor. Geçtiğimiz hafta seyrettiğim dört filmden bahsetmek istiyorum bugün sizlere.

İlki My Sassy Girl, benim gibi romantik film seviyorsanız New York’un güzel görüntüleri ile beraber hoşça vakit geçirebileceğiniz güzel bir aşk hikayesi.
The Queen, Prenses Diana’nın ölümüne İngiliz halkının, hükümetinin ve en önemlisi de Kraliçe’nin yaklaşımını konu alan gerçek hikayenin senaryolaştırıldığı bir film. İngiliz kraliyet ailesine dair yaklaşımlar ve kraliçenin ülke üzerindeki etkisi işlenmiş.
Ben keyif alarak izledim.
Woody Allen’in yönetmenliğini yaptığı Barcelona’nın sıradışı bir konusu var. Ama kesinlikle önyargılı olmayın ve Woody Allen’in gözünden karmaşık komediye bir göz atın.Barselona ve İspanya’nın tadına varın.
Bu filmi muhakkak izleyin. Can Dündar’ın bir yazısı vardı. Eğer yaşlı doğup bebek ölseydik nasıl olurdu hayatımız diye .. İşte bu film aynen bunu yansıtıyor. Doğduğunda ölmek üzere gibi gözüken, 80 belki de 90’larında bir ihtiyarın vücut yapısına sahip minik bebeğin büyüdükçe gençleşmesini konu “The Curious Case of Benjamin Button’a” tek kelime ile bayıldım.
Ben izlemeye ve izlenimlerimi size aktarmaya devam edeceğim 🙂
Gelelim havucumuza …
İşte pratik, sunumu gösterişli, ekonomik bir meze – salata.
Yılbaşı akşamı soframız için hazırladığım Yoğurtlu Havucun tarifi son derece kolay.
Malzemeler:

  • 4-5 adet havuç
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • tuz
  • 1 kase sarımsaklı yoğurt
  • Süslemek için maydanoz

Havuçlarımızı rendeliyoruz. Sıvıyağı bir tavaya alıp havuçları yumuşayıncaya kadar soteliyoruz. Tuzunu ilave ediyoruz.İyice pişen havuçları bir süre soğumaya bırakıyoruz. Sarımsaklı yoğurt hazırlayıp havuçlarla karıştırıyoruz. Maydanoz ile süsleyip servis ediyoruz.

Yoğurtlu havuç salatasını Cevizli Kabak Salatası’nda olduğu gibi de ikram edebilir, misafirlerinize hoş bir sunum yapabilirsiniz.

Benzer yoğurtlu salata tarifleri:

Cevizli Kabak Salatası

Kereviz Salatası

Lahana Salatası

Pirinç Salatası

Yoğurtlu Bulgur Salatası

Yoğurtlu Patates Salatası

Afiyetle,

Reklamlar

>O SOFRADAN BU SOFRAYA SEFAM & EKŞİLİ KÖFTE

>Ohh benimki de hayat valla. Bütün haftasonu evde bir bardak su içmeden, o sofra senin bu sofra benim gezdim. Hepsini de malum pilates dersinden sonra yaptım yani sonuç olarak şu çıkarımım bulunuyor “Bu hafta tüm eğilmeler, doğrulmalar, kıvrılmalar ve de yamulmalar boşa gitti, yalan oldu” 🙂
Ama ne yapayım siz söyleyin ?

Şu sofraya ne yapılabilir ? (Şimdi tabureleri croplamadım diye Müge bana kızacak!!!)
Yani blog camiasının duayenlerinden birinin evinde çaya davetlisiniz ve yok kusura bakma az önce kocaman bir topla haşır neşir atladık zıpladık ondan yiyemem mi diyecektim? Niye diyecek mişim canım, ohhh afiyetle yedim hepsinden 🙂 Hem de kaç tur 🙂


Adaş şekerim birbirinden nefis mamalarıyla bizi hem ağırladı hem de yolluk yapıp evde de devam etmemizi sağladı 🙂

Neler yoktu ki , patlıcanlı harika kıtırlıkta bir poğaça, kabak salatası, makarna salatası, sosyete mantısı (Cumartesi gecesi misafirlikten döndüğümüzde saat 03:00’de (gecenin üçü yani) Engin’in karnı acıkıp sana ne yolladı bak Müge diye ona da yedirdim, mutluluktan uçuyordu zavallıcık) , havuçlu kek, profiterol ve Yasemin’in müthiş aşuresi. Hepsinden şimdi de olsa yerim valla, hiç pişman değilim 🙂

Müge’den çıktım eve döndüm bu sefer de komşucum aradı, bugün yemekler benden diye 🙂 Bana bak, ekmek elden su gölden hayatıma tam gaz devam 🙂 Lahana dolmaları, kabak tatlıları, makarnalar , salatalar ohh ohh… Güya akşam yemek yemem diyordum kendime 🙂

Okeyler oynandı, filmler seyredildi… Çerezler, meyveler, pörtletilmiş (patlamış yani) mısırlar (haa bu mısır pörtleklerini ben yaptım sahi, mikroldalganın tuşuna basmışım!)

Gecenin bir körü eve gidip yatıldı ve sabah itina ile kalkılıp bu sefer de aşağıdaki sofraya ulaşmak adına yola çıkıldı 🙂 Okey sofrasından kalkarken davet edildiğimiz kahvaltı sofrasına vardığımızda sanki o yemekleri yiyen biz değildik valla. Aynı başarılı yaklaşımla bu sofraya da gereken ilgiyi gösterdik.

Bak yaptığım bir işi daha tespit ettim, ekmek makinasını kurmuşum 🙂 Cevizli ekmekler bendendi efendim 🙂

Dün akşam yemeğini yine komşucumlarla dışarıdan balık söylemek suretiyle kapatınca şu Müge kardeşinizin haftasonu özeti budur: Biz yedik Allah arttırsın, sofrayı kuran kaldırsın 🙂

Tembellik hatsafhada olunca bu hafta üretim sıfır düzeyindeydi. (Ekmek ve pörtlemiş mısırları saymazsak tabii)

O nedenle fotoğrafı çekilmiş eski bir tarifi paylaşacağım bugün sizlerle..

Sizi bilmem ama ben bu yemek diyim çorba mı diyim neyse işte Ekşili Köfteye bayılırım, hatta bayılır ayılır üzerine tekrar bayılırım 🙂


Yapılışı bence çok zor değil, köfteleri ufak ufak yuvarlarken hem kendimi yöresel bir şey yapıyormuşum hissine kapılıyorum, havaya sokuyor beni yanii 🙂

Malzemeler:

  • 250 gr yağsız dana kıyma
  • 2 yemek kaşığı yıkanmış pirinç
  • 1 adet orta boy soğan
  • tuz – karabiber
  • un (köfteleri yuvarlamak için)
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1,5 litre su
  • 1 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 adet limon
  • 1 adet yumurta (sadece sarısı)
  • Sosu için tereyağ – kırmızı biber

Soğanı rendenin küçük tarafı ile rendeliyoruz. Kıyma, soğan, pirinç, tuz ve karabiberi bir kasede yoğuruyoruz. Hazırladığımız harçtan ufak ufak parçalar alıp yuvarlayıp un koyduğumuz bir tabak ya da tepsiye koyuyoruz. Tüm kıyma harcı bitene kadar aynı işlemi tekrarlıyoruz. Tepsiye koyduğumuz köfteciklerin heryerini tepsiyi sallayarak una buluyoruz. Daha sonra başka bir kaseye alarak un fazlalığından kurtarıyoruz.

1 yemek kaşığı tereyağını eritip 2 yemek kaşığı un ilave ederek kavuruyoruz. Unun kokusu çıkınca üzerine suyu ilave ediyoruz. Su kaynamaya başladığında köfteleri atıp zedelemeden karıştırıyoruz. Limonu sıkıp yumurtanın sarısına ilave ediyoruz ve çırpıyoruz. Hazırladığımız bu terbiyenin üzerine kaynayan sudan biraz alarak karıştırıyoruz. (Bu kesilmesini engelleyen hareket olacak) Köfteler pişince (pirinçleri şişecek ve bunu görebileceksiniz) terbiyeyi tencereye ilave ederek karıştırıyoruz. Bu aşamada tekrar tuz kontrolü yapılıp, zevke göre eklenebilir.

Kıvamı koyulaşan yemeğimizi bir taşım daha kaynatıp ocağın altını söndürüyoruz.

Sos için tereyağını kızdırıp kırmızıbiber ilave ediyoruz. Servis esnasında bu sosu döküyoruz.

Afiyetle,

Not : Acaba bu haftasonu nereye gitsek :))

>CEVİZLİ TAVUK RULO VE TEREYAĞLI PİRİNÇ PİLAVI

>
GÖZLERİNİZDEN ÖZÜR DİLİYORUM !!!

Hiç beğenmediğim bu fotoğrafı kullanmak zorunda kaldım:( Yani Sevgili Adaşımın bu işten anlayan kişi olarak adlettiğim eşinin bize dediği gibi “ölü gibi tabağa attığım” tavuğu fotoğraflayamadığımın kanıtıdır 😦 Ne göz ne nizam, tavuk bir yerde, pilav başka. Pilavın üzerinde güya tavuğun sosu var , gör de inanma … Tarifini yazmak istiyorum dedim bu şekilde koydum artık kusura bakmayın.

Bu hafta güzel bir gelişme oldu, artık daha iyi bir fotoğraf makinam var. Biraz baktığım yeri de düzeltir, tabağa öylece bırakmazsam daha iyi sonuç alabilirim sanırım. Yenilerini çekinceye kadar eski düzene katlanmak zorunda kalacaksınız ama söz veriyorum gelişim sağlayacağım 🙂 Bu da kendime verdiğim 2009 hedeflerim arasında. Daha iyi fotoğraflar çekip yayınlamak !

Cevizli Tavuk Rulo’yu cumartesi gecesi kendimiz için yaptım. Yapımı gayet kolay ve sonuç çok başarılı oldu.

Malzemeler:

  • 4 adet kalça şiş (kalça şiş direk beyaz etten hoşlanmıyorsanız, tercih etmenizi önereceğim et türü)
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 yemek kaşığı salça
  • tavuk baharatı karışımı (bu bizim evde vardı ama yoksa, köri, yenibahar, karabiber, toz kırmızı biber, kimyon karışımını kullanabilirsiniz)
  • tuz
  • zeytinyağ
  • bir miktar tereyağ
  • 8 adet bütün ceviz

Bir kasede yoğurt, salça, baharat karışımı, tuz ve zeytinyağını karıştırın. Tavuk etlerini karışımın içine alın ve iyice bulayın. Buzdolabında yaklaşık 30 dk kadar dinlendirin.

Fırını 180 derecede ısıtın. Dinlendirdiğiniz ruloların arasına 2 adet bütün ceviz koyun ve rulo yapın. Rulonun alt kısmı fırın kabına gelecek şekilde yerleştirin. Üzerlerine bir çay kaşığının ucu ile tereyağ koyun ve fırına verin. Yaklaşık 30-35 dk içi pişene kadar fırında tutun. Arada sırada kontrol etmekte fayda var, yoğurt olduğu için kolayca kızarıyor. O zaman fırının ısısı düşürülebilir.

Yerken içinden çıkan cevizler süpriz niteliğinde ve çok lezzetliydiler, denemenizi tavsiye ederim.

Tavuk bence pilavsız olmaz.

tereyağlı pirinç pilavı

Pilavı çok severim ve eşim de güzel yaptığım konusunda sürekli kompliman yapar. Ama annemin benden daha güzel yaptığını da söylemekten kendini alamaz. Eeee o da bir gelişim noktasıdır, şimdiden annemden güzel yapmam zaten uygun olmaz 🙂 Hep o çok bol tereyağ kullanıyor, sen ondan seviyorsun demeyi de ihmal etmiyorum yaniii 🙂

Ben pilavı yapmadan önce muhakkak bir müddet sıcak suda bekleten gruptanım sanırım. Nişastasını böylelikle saldığı için lapa olması engellenmiş oluyor.

Ölçü olarak 1 bardak pirince , 1,5 bardak sıcak su şeklinde yapıyorum. (Yani bire, bir buçuk ölçü)

2 bardak pirinci yaklaşık 20 dk kadar sıcak suda bekletip süzüyorum.

Tencereye 1 tahta kaşığı dolduracak şekilde tereyağ koyuyorum (ben de az koymuyormuşum yani- ama yiyeceksem de hakkını vermem lazım di mi?) Yağ eriyince suyunu süzdüğüm pirinçleri yağda 3-4 dakika kadar kavuruyorum. Pirinçler serpik serpik (yani birbirine yapışmayacak şekilde) olunca 3 bardak sıcak su ilave ediyorum. 2 adet Maggi Tavuk Bulyon , 1 çay kaşığı tuz ve 2 adet kesme şeker atıyorum. Kuvvetli ateşte suyunu çekene kadar pişiriyorum. Demlenmesi için havlu kağıt ile örtüp bekletiyorum.

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi, her kadının bir pilav stili vardır bence …Bu da benimkisi 🙂

Afiyetle kalın,

>SÜTLAÇ

>Şu anda resmen hareket güçlüğü çekiyorum. İnanın heryerim tutuldu ve azap içerisindeyim. Bu azabın bir numaralı sebebi yılların hamlığı ile cumartesi günü katılmış olduğum Pilates dersi.

Merdane yuvarlamanın ve TV karşısında düzenli göz kırpmanın ötesine geçerek 2 hafta önce spora başladım.Vücut 30 yaşın üzerine geçince alarm vermeye başlıyormuş ki benim alarmlar sırt ağrısı şeklinde kendini dile getirmeye başlayınca, kilo verme (??!!??!!) falan değil tamamen sağlık amaçlı (evet kesinlikle) evime en yakın spor salonuna yazılmak gibi bir girişimde bulundum. İki haftadır haftada 3 sefer gidiyorum (giderken beni görmeniz lazım) 🙂 Kendi kendime motivasyon sağlayarak çıkıyorum evden her seferinde “Hadi Müge’cim , gidince kendini süper hissedeceksin, hem evde na yapıcaksın, otur otur nereye kadar falan falan falan”

Haftada iki gün fitness cumartesileri de pilates yapıyorum, yani yapmaya çalışıyorum diyelim. Bu haftaki pilates dersi sonrasında herşey çok olağan ve sorunsuzdu. Bacaklarım hala beni taşıyabiliyor, dizlerim kıvrılma fonksiyonunu gayet iyi yerine getiriyor, el sallayabiliyor, boynumu büküp hüzünlenebiliyordum. Ama sonra dün yani pazar sabahı yataktan kalktığımda daha doğrusu kalkamadığımda anladım ki ben artık sadece yatarsam acı çekmiyorum. Adım Sürahi Nine’ye çıktı , ne o ben sağlıklı hayata kocaman bir adım attım. Allahım çorabımı kendim giyemediğim bir hayat nasıl sağlıklı olabilir ki? Geçer diyorlar, ama ben iki ayaklı bir sürüngen gibi topuğumu yerden kesmeden hırş hırş ses çıkartarak yürüdükten sonra geçse ne yazar. Acıyoooo be acıyooo 🙂

Pilatesmiş, neymiş? Pilates yaparken hareketlere yoğunlaşmak hangi kasları kullandığına dikkat etmek gerekirmiş. Galiba bir tek yanak kaslarım çalışmadı o gün, çünkü bir tek yüzüm ağrımıyor. Rehabilitasyon sağlarmış, acayip rehabilite durumdayım sormayın 🙂

Üzerine yine spor yaparsam çabuk geçeceğini söylüyorlar yahu ben sandalyeye oturamıyorum, hadi oturdum kalkamıyorum ki nasıl spor yapıcam , ağlamak istiyorum yaaa !

Cumartesi ders sonrasında herşey normaldi dedim ya. O gün şöyle güzel yemekler yapayım dedim canım kocama.İş güçten hep aynı yemekler bana da ona da bay geldi artık. Aklımda bir menü oluşturdum. Güzel bir süzme mercimek çorbasının üzerine daha sonra sizlerle tarifini paylaşacağım Cevizli Tavuk Sarmayı pişirdim. Sarımsaklı yoğurtlu soslu pazı kavurma ve pilavı da ekledim. Hadi dedim bir de tatlı olsun ama masum olsun. Şöyle bir sütlü tatlı. Sütlaçta karar kıldım. Hem normal hem de fırınlanmış şekilde hazırladım sütlaçları. Cumartesi akşamı menüm Engin’in beğenisini ve iltifatlarını topladı 🙂

Sütlaç

Malzemeler:

  • 1 kg süt
  • 9 yemek kaşığı toz şeker (Arzuya göre ayarlanabilir)
  • 1/2 su bardağı pirinç
  • 4 yemek kaşığı pirinç unu
  • 1 paket vanilya

Öncelikle bir tencereye yıkanmış pirinçleri koyup üzerini geçecek kadar su ilave ederek haşlayın. Pişen pirinçleri süzün. Tencerenize 1 lt sütü, şekeri, vanilya ve pirinç ununu ilave edip karıştırarak pişirmeye başlayın. Malzemeler sütün içinde eriyince pirinçleri ilave edin ve karıştırmaya devam edin. Kısık ateşte ara ara karıştırarak koyulaşıncaya kadar pişirin. Kaynamaya başlayınca ocağın altını kapatın. Servis edeceğiniz kaselere bir kepçe vasıtasıyla alın. Tarçınla süsleyip servis edebilirsiniz.

**** Fırın sütlaç yapacaksanız ısıya dayanıklı kaselere koymanız gerekir.

Fırın sütlaç için, fırınınızı ızgara modunda çalıştırın ve sütlaçların üzerleri kızarana kadar fırında bekletin.

Dün Sürahi Nine halimle sinemaya gittim. Ama gittiğime de oturup kalkamadığıma da değdi. Ne yapın ne edin bu filmi seyredin derim.

Vali, uzun zamandır en etkilendiğim Türk filmi oldu. Konusu kafamı çok karıştırdı, güvenimi sorgulattı, nerde yaşıyoruz diye düşündürttü, başımızdakiler kim dedirtti… En kötüsü de bu bitmez, bitmeyecek korkusu sardı.

Sayın Recep Yazıcıoğlu’nu rahmetle anıyorum. O’nun gibi insanlar daha çok olsa “Belki” derdim “Belki bu düzen bozulur”…

Afiyetle,

>DENİZ ÜRÜNLÜ & KREMALI SPAGETTİ

>

Tarifini verecek misin sorularına karşılık olarak Sevgili Esen’in tadı damağımızda kalan makarnasının tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Lezzeti ve sunumu ile hem göz dolduran hem de midelere şenlik yaptıran bu makarnanın tarifini paylaştığı için Esen’e buradan kucak dolusu sevgiler!

Malzemeler:

  • 1 paket spagetti
  • 1 paket dondurulmuş karides
  • 2-3 adet yeşil biber
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • 1-2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 2-3 yemek kaşığı kurutulmuş domates
  • 1-2 çay kaşığı biberiye
  • 1 kase doğranmış mantar
  • 1 paket krema
  • tuz (Esen genel olarak Vegeta- sebze tozunu tuz yerine kullanıyor)
  • servis ederken ince kıyılmış maydanoz ve rendelenmiş parmesan peyniri

Makarna tuzlu suda haşlanır. Bu arada ayrı bir tencerede de dondurulmuş karidesler haşlanarak sos hazırlıkları başlatılır.

Soğanlar ve biberler ufak ufak doğranır.

Bir tavaya sıvıyağ konur ve soğanlarla biberler hafif hafif sotelenir.Haşlanan karidesler de ilave edilerek birlikte sotelenmeye devam edilir. Kurutulmuş domates ve biberiye eklenir. En son krema katılır. Tuzu ayarlanır.

Haşlanan makarna süzülür ve hazırlanan kremanın içerisine dökülerek karıştırılır.

İnce kıyılmış maydanoz ve rendelenmiş parmesan ile servis edilir.

Biz çok beğenerek yedik, eminim sizler de çok seveceksiniz.

Bu arada daha önce de bahsetmiştim sizlere, Uno’dan lezzetli torbalar almaya devam ediyorum.

Bu hafta başında işten eve döndüğümde kapıda bir not karşıladı beni. “Kargo ile bir paketin geldi, bizim buzdolabında ” Karşı komşumun kapısını büyük bir heyecan ve merakla çaldım. Aslında kafamda Uno’dur fikri vardı, itiraf ediyorum. 2 hafta önce yine bir paketim gelmiş ancak kargo firması bırakacak kimseyi bulamadığı için teslim edememiş, gıda ürünü olduğu için iade etmişti.

Zrrrrrrrr! Karşı komşunun kapısı çalındı ve o sarı poşet bana uzatıldı. (zaten sarıyı çok severim)

İçinden ne mi çıktı ? Süprizz !!! Daha önce hiç görmediğim Uno’nun “Dondurulmuş Ürünleri”

Ertesi gece kahvaltı menülü akşam yemeğimizde hemen ikisini tatbik ettim tabii 🙂

Peynirli Çıtkıt ve Çikolatalı Çörek

Elinizin altında sadece 20 dk da pişen harika ikramlar olarak özetleyebilirim. Ani gelen tatlı krizleri, ani gelen misafirler, çayın yanına bir şey olsa da yesek anları , ben mutfaktan hiç anlamam diyenler için süper !

Teşekkürler Uno.. Diğerlerini de deneyeceğim hem de büyük bir memnuniyetle 🙂

Afiyetle,

>ZARİF ARKADAŞIMDAN ALTERNATİF BİR DAVET SOFRASI ÖRNEĞİ

>Yılbaşı ertesinde bir de üniversite tayfası olarak toplandık. Daha önce de sizlerle bir davet menüsünü ve sofrasını paylaştığım canım arkadaşım Esen yine bizi evinde ağırladı.

Her zamanki gibi ince detaylarla zarifleştirilmiş harika bir sofra karşıladı bizi. Masadaki çiçeklerden şamdanlara kadar tüm dekoratif objeler ev sahibinin konuklarına verdiği özenin birer simgesiydi adeta.
Her birimizin tabağına tek tek yerleştirilmiş kalpli ve paketli çikolatalar ise masaya olan ilgimizi bir kat daha arttırdı.

Deniz ürünleri konsepti hakim olan menümüz;

  • Özenle hazırlanmış, karidesli,somonlu, havyarlı kanepeler
  • Midye Dolma
  • Mevsim Salatası
  • Deniz ürünlü & kremalı spagetti
  • Kuru Meyveli Cheesecake

Ayrıca ben de giderken Franbuazlı Cheesecake götürdüğüm için tatlı konusunda biraz abarttık galiba 🙂

Hayatınızda hep güzel sofralara vesile olacak güzel günler geçirmeniz dileğiyle,

Afiyetle,

>WINX PASTASI

>İşte bu yüzden çok seviyorum pasta yapmayı. Bakın bir pasta sayesinde bu sefer de WINX CLUB neymiş onu öğrendim. Meğer bu kızlar bir çılgınlık aşamasında popülermiş bizim küçük jenerasyon arasında. Öyle ki sipariş gelip WINX pastası istiyoruz dediklerinde, cahil cühela bendeniz şuursuz bir şekilde NE PASTASI ? diye soruverdim 🙂Olsun, öğrenmenin yaşı yok fikri ile bu kızlarımızı da öğrendik. İyi de ettik doğrusu. Artık bir bilgi sahibi bendeniz dün akşam yakın arkadaşlarımızın evinde bizim Meliko’nun oda kapısındaki koca posteri görünce … Aaaa Winx kızları! diyerek Meliko’dan bir puan almayı başardım 🙂

Şimdii… bu haftasonunda neler yapıldı ?
1-“Winx kızları nedir?” dersi öğrenildi ve iki katlı bu pasta franbuazlı ve parça çikolatalı olarak tatbik edildi.
2-İlk kez pilates dersine gidildi 🙂 Bundan size ayrıca bahsetmeyi planlıyorum, görülmeye değerdim doğrusu 🙂
3- Üç adet DVD tüketildi .. Puanlamaya göre sıralıyorum …
1- 2- 3-

1 numara için söyleyebileceğim = Komik buldum, Türk ailesi ve Amerikan ailesinin yapılarını kafamda karşılaştırınca hatta trajikomik diyebilirim 🙂

2 numara = Sizi yormayan klasik bir Amerikan filmi , Ehh işte 🙂
3 numara = Bu ikinci filmmiş, birinciyi seyretmemiştim. 3.çekmelerine gerek yok 🙂 Vakit geçirtiyor sadece.
Şimdilik hoşçakalın..
Afiyetle,