>PEYNİRLİ MİNİ KEKLER

>

peynirli minik kekler

Eminim size de oluyordur. Sabah tam uyanmanıza yakın gördüğünüz rüyanın uyandıktan sonra dahi etkisinden kurtulamadığınız, hatta tüm gününüzü etkilediği olmuştur muhakkak. Bu sabah öyle kalktım. Kendimi çok iyi hissetmiyorum o yüzden. İçimde sabahtan beri kara bir bulut var sanki. Hayır olsun diyelim …

Kendi kendime dağıtmaya çabalıyorum bu karamsar havayı. Bunun için en iyisi buraya gelip yeni bir yazı yazmak dedim kendi kendime. Şimdi gelenler, selam edenler olur, okur mutlu olurum 🙂 Çok alıştım sanırım. Belki de şımarıklık ama napayım, ilginiz bana çok iyi geliyor 🙂

Bana asıl iyi gelen şey belli, mutfağım. Fizik tedavimin de bitmesi ile akşamları şöyle rahat rahat evime zamanında gitmenin keyfini çıkarayım, en kısa zamanda pasta ve kurabiye hayatıma da geri dönmek istiyorum. Ne kadar özledim bilemezsiniz şeker hamurunu mıncıklamayı. Ona da hayırlısı diyelim, bugünkü hayır dua limitimiz dolsun 🙂

peynirli minik kekler

Bu minik kekleri Demir’in mevlüdü için Dereotlu Kurabiyelere ilave olarak yapmıştım. Servis etmesi çok rahat oldu.

Malzemeler (18-20 adet kek çıkıyor)

  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 300 gr taze lor peyniri
  • 2 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı nane
  • 1/2 çay kaşığı kırmızı biber
  • 1/2 çay kaşığı karabiber
  • 2/3 su bardağı sıvıyağ
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker

Fırını 180 derecede ısıtıyoruz. Muffin kalıbının içerisine kek kağıtlarını yerleştirip hazırlıyoruz.

Yumurtaları, yağ ve yoğurdu hep birlikte çırpıyoruz. İçerisine lor peynirini de ekleyip karıştırmaya devam ediyoruz. Tuz, şeker, kabartma tozu ve baharatları katarak unu da ilave edip bir süre daha çırpıyoruz. (Kek kıvamında olması gerekiyor, eğer biraz daha un eklemeniz gerekirse 1 kaşık daha katabilirsiniz.)

Hazırladığımız harcı kek kağıtlarının içerisine bir kaşık yardımı ile paylaştırıp fırına veriyoruz.

Ortalama 25-30 dk sonra kürdanla kontrol edelim. Üzeri pembeleşince ve içi pişince fırından alıyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

>ZEYTİNYAĞLI BEZELYE

>

Zeytinyağlı Bezelye

Nasıl da çabuk geçti 3 gün?

Havanın sıcak oluşu bu kısa tatili daha da güzel yaptı diyebilirim. Eminim bir çoğunuz bu fırsatla bir yerlere kaçmışsınızdır. Biz buradaydık ama misafirlerimiz vardı. Demircik bizde kaldı ilk kez. Onunla tam bir gün vakit geçirmek bana nasıl iyi geldi anlatamam, müthiş enerji veriyor insana. Tabii bebek senin olsaydı, enerjini görürdük dediğinizi duyar gibiyim 🙂 Napalım 🙂 Sevmesi bedava 🙂

Demire süt olsun diye 🙂 sebze ağırlıklı bir menü hazırladım akşam yemeği için cuma sabah erkenden kalkıp.

Akşam Yemeği Menümüz şöyleydi:

Zeytinyağlı Bezelye

Zeytinyağlı bezelyeyi bugüne kadar hep havuç ve patatesleri küp küp doğrayarak hafif domates ve salça ekleyerek yapardım. Bu şekilde daha salata tarzı oldu ve çok memnun kaldığımı söyleyebilirim. Görüntü olarak da benim daha hoşuma gitti ve çok da güzel poz verdiğini düşünüyorum, ne dersiniz 🙂

Zeytinyağlı Bezelye

Malzemeler:

  • 1 kg. bezelye (tam da mevsimi, taze kullanmanızı tavsiye ederim)
  • 2 adet orta boy havuç
  • 1 adet orta boy soğan
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağ
  • 2 adet kesme şeker
  • 1,5 su bardağı su
  • tuz
  • dereotu

Ayıkladığımız bezelyeleri yıkayıp hazırlıyoruz. Havuçları soyup, ortadan ikiye keserek yarım ay şeklinde dilimliyoruz. Soğanı ufak ufak yemeklik doğrayıp, sebzelerin hazırlığını tamamlıyoruz.

Düdüklü tencereye zeytinyağını ve soğanları koyup orta kuvvetteki ateşte soteliyoruz. Soğanlar hafifçe renk değiştirdiğinde havuçları da ilave edip bir süre de beraber pişiriyoruz. Bir sonraki aşamada bezelyeyi katıp, tuz, şeker ve suyu ilave edip düdüklü tenceremizi kapatıyoruz. Düdüğü çıktıktan sonra yaklaşık 10-15 dk kadar pişirip ocaktan alıyoruz. Fazla suyu kaldıysa tencerenin ağzı açıkken bir miktar daha kaynatabiliriz.

Servis edeceğimiz tabağa alıp, üzerine ince kıyılmış dereotu serpiyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

>DEREOTLU PEYNİRLİ KURABİYE

>

Dereotlu Kurabiye

Tereyağ…

Kimisine göre o olmadan asla, kimine sorarsan tereyağlıysa yenmez. Kimi doktor uzak durun derken, kimisi onu yiyene bir şey olmaz der.

Ben mi ne düşünüyorum? Sizce 🙂 ???

Benim bir yengeciğim var, adı Şükran. Şükran Yengeciğim, bizim ailede yaptığı yemeklerin, açtığı böreklerin lezzeti ile meşhurdur. Onu evine davet eden, telaşa kapılır 🙂 Ona gidecek olan 4 gün önce perhize girer. Ona tarif sorana söylediği tek şey.. Tereyağ kızım, tereyağ kullandım, bir şey yapmadım 🙂 olur. Elinin lezzetinin ötesinde kesinlikle kabullendiğim tek şey, tereyağın lezzetinin başka olduğu.

Bu cumartesi Demir’in mevlüdüne giderken aklımda yapacağım şey başkaydı aslında. Onu da yaptım ama gözüme az gelince başka ne yapabilirim diye elimde kalan malzemelere bakındım. Yaptığım diğer tuzludan sonra dahi tatlıya gitmedim elim. Canım şöyle kıyır kıyır, mis gibi tereyağ kokan bir şeyler istedi.

Bu kurabiyeleri de o vesile ile yaptım, denerseniz çok memnun kalacağınıza eminim.

Malzemeler:

  • 100 gr oda ısısında yumuşamış tereyağ
  • 1 çay bardağı sıvıyağ (ben mısırözü ve zeytinyağını karıştırdım)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 100 gr beyaz peynir, ufalanmış ya da rendelenmiş
  • ince kıyılmış dereotu (5-6 dal kıydım)
  • 2 yemek kaşığı tepeleme yoğurt
  • 2 yemek kaşığı sirke
  • 3 su bardağı un
  • 2 yumurta , birinin sarısı dışına
  • üzeri için haşhaş

Dereotlu Kurabiye

Fırınımızı 180 derecede ısınmaya bırakıyoruz.

1 yumurtanın sarısını ayırıp, un ve haşaş dışında kalan tüm malzemeleri derince bir kaseye koyuyoruz. Önce 2 su bardağı unu ilave edip malzemelerle karıştırıyoruz. Sonrasında kalan unu yavaş yavaş ilave ederek hamuru toparlıyoruz. Ele yapışmayacak kıvamda ancak yumuşak bir hamur olana kadar un ilave ediyoruz.

Fırın tepsimizi yağlayıp ya da yağlı kağıt sererek hazırlıyoruz. Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar alarak yuvarlayıp aralıklı olarak tepsiye diziyoruz. Üzerlerine yumurta sarısını sürüp haşhaş serpiyoruz.

Pembeleşinceye kadar fırında pişmeye bırakıyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

>KREMALI FESLEĞENLİ MAKARNA VE CİPSLİ TAVUK’TA GÜNCELLEME VAR

>

peynirli fesleğenli makarna & cipsli tavuk

Fotoğraf güncellemelerime kaldığım yerden devam ediyorum. 2006 senesinden beri yazdığım bloğumda, eski tariflerin fotoğraflarını güncelleme işi dahi beni şu ara mutlu etmeye yetiyor diyebilirim.Çoğu güncelleme yaptığım tarif, her zaman severek uyguladığım demirbaşlarımdan oldukları için, sitemde daha göze hitap eder gözükmeleri beni sevindiriyor.
Bu fotoğrafla da bir taşla iki kuş vurdum diyebiliriz.Geçenlerde yemeğe gelen arkadaşlarımıza fazla mutfakta vakit geçirmeden ve ayakta uzun kalmadan yaptığım Cipsli Tavuk ve Kremalı Fesleğenli Makarna, yanında sadece bir salata ikramı ile hem göz doldurmaya hem de keyifli ve bir o kadar da kalorili 🙂 yemek yemek için ideal. Özellikle makarnanın sosunu denemenizi üzerinden 3 yılı aşkın süre geçen bu yazımda da söylediğim gibi şiddetle tavsiye ederim, zira tadına doyamayacaksınız.

Bir nevi bahar temizliği havasındaki güncellemelerim devam ediyor olacak..

Haftasonu için içim kıpır kıpır, pazartesi döndüğümde yazacak güzel şeylerim olacağını düşünüyorum.

Ajandada ;

– Güzel bir yerde, güzel lezzetlerle Altın Kızlar toplantısı, … Fotoğraf makinam tabii ki çantamda olacak 🙂

Demirimin mevlüdü

Hay aksi çok yiyecekmişim gibi geldi birden bana 😦

Afiyetle, sağlıkla.. İyi haftasonları

>YUFKASIZ ÇİFTLİK BÖREĞİ

>

çiftlik böreği

Hani şöyle içinde un bulunmayan, yerken yüzünüzde pişmanlık duygusu oluşmadan, rahatça bir dilimden fazla yiyebileceğiniz bir börek tarifiniz olsun ister miydiniz?
Google’da “unsuz yufkasız börek” diye yazdığımda karşıma çıktı bu tarif.

Nasıl olur, beğenir miyiz, düzgün dilimlenir mi diye endişelensem de sonucundan çok memnun kaldığımızı belirtmem lazım.

Dilimledikten sonra da fotoğrafını çekmek istemiştim ama kalmadı malesef 🙂 Buna üzülmeli mi sevinmeli bilemedim. Evsahibi yanım sevin derken, blog yazarlığım tutup insan bir dilim içeri koymaz mı diye kendime kızmıyor değilim 🙂

Malzemeler :

  • 1/2 kg ıspanak
  • 4 adet haşlanmış patates (ortaboy)
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağı
  • 2 adet yumurta
  • 100 gr beyaz peynir
  • 3-4 çorba kaşığı galeta unu
  • tuz, karabiber
  • üzeri için 100 gr taze kaşar rendesi

Ispanakları yıkayıp sularını süzdürüyoruz. Orta irilikte kıyarak diriliklerini kaybedene kadar soteliyoruz. Ispanakların bıraktığı suyu tekrar süzüp bir tabağa alıyoruz. Haşladığımız patatesleri derin bir kaseye rendeliyoruz.Yumurta, zeytinyağı, beyaz peynir, tuz, karabiber ve kıydığımız ıspanakları ilave edip hepsini iyice karıştırıyoruz.

Bir borcamın dibini margarin ile iyice yağlayıp 3-4 yemek kaşığı galeta ununu tabanına serpiyoruz. Hazırladığımız harcı bunun üzerine döküp son olarak rendelenmiş kaşarı yayıyoruz.

180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirip, hafif ılıtıp servis ediyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

>YAŞASIN! PATİRİK GİTTİ, ARTIK ÖZGÜRÜM !

>

yeni bir gün

O kabus sabaha uyanmamın üzerinden koskoca 3 ay geçti. Çok korktum. Doktorum üzerine basmak yok dediğinde korkum daha da büyüdü sanki. Yapamamak, edememek ne demek öğrenmek zorunda kalmak, ya hep böyle olursa endişesi duymak korkumu kar topu gibi büyüttü.Kendimi avuttum, hep sanki bugünü düşledim.

Sonra sokağa çıktım.Araba ile oradan ilk geçtiğimizde katıla katıla ağladım, beni eve götürmeleri, koltuğuma oturtmaları için yalvardım.Alışacaksın dediler, öyle oldu. Ama hala her sabah oradan geçerken gözlerimi kapatıyorum.Artık 3 bacaklıydım, ben nereye patirik oraya. Ya da tam tersi mi demeli? Patirik nereye ben oraya mı?

İşe başladım, patiriğin “tık tık” sesini duyanlar, geldiğimi anladılar. Kapılar tutuldu, kafeteryada sıralarda öncelik verildi. Patirikle dost olduk, gezmelere bile gitmeye başladık.Evden çıkarken kendime saydıklarıma bir şey daha eklendi: “Anahtarım tamam, cep telefonumu aldım, penceler kapalı, patirik elimde …”

2 aydır cumartesi dahil her gün ama hergün fizik tedaviye gittim, patirik kolumda.Fizyoterapistim, “Çekin Müge Hanım” Çekin, itin, tutun!” diye diye egzersizleri yaptırırken çok ama çok acı çektim, gözümden yaş geldi, tutamadım.Çorabını giyememek, merdiveni teker teker çıkamamak, arabaya inip binememek en önemlisi de yürüyememek kabuslarıma girdi.

Ama bu sabah…

Patirik evde …

Hem de malulen emekli olarak. Cumartesi günü “Bırak” dediler. Kadıköy’e gidiyordum Sinem’le, korktum…Aldım yanıma, dayandım ona, zor gün dostuma.Patirik beni gezdirdi yine.Dün evden çıkarken, uzun uzun baktım.Seni bugün evde bırakıcam ama kocacık yanımda, onun elini tutucam dedim. Patirik evde bekledi beni akşama kadar. Ama döndüğümde hiç özlemediğimi farkettim. Kendi kendime dedim ki “Ayrılık vaktidir!”

13 Ocak …… 12 Nisan ….

Bu sabah patirik evde. Ben yalnızım. Aksak da olsa kendim yürüyorum. Boyundan takmadım çantamı elim boş kalsın diye, kadın gibi omzuma taktım 🙂 Ne de olsa sağ elim boş artık, kendi çantamı taşırım.

Uzun zamandır bir pazartesi bu kadar güzel gelmemişti bana. Meğer pazartesiyi güzel yapacak mutluluklar da varmış hayatta.

Şimdi tek dileğim, kimsenin başına böyle kötülükler gelmesin Allahım … Sen verdiğinden eksik etme, ne olur ! Kimseye kötü gün gösterme !

Bu arada, durumu olmayan, koltuk değneğine (yani patiriğe) ihtiyacı olan birisini tanıyorsanız, benimle irtibata geçin lütfen. Patirik, bir başkasına da iyi gelsin, bir başkasını da iyileştirsin isterim.

Afiyetle ve en önemlisi SAĞLIKLA !

>KESTANELİ CHEESECAKE

>

kestaneli cheesecake

Uzun zaman sonra tek başıma yaptığım ilk şey bu cheesecake oldu.Artık ayağımın üzerinde uzun süre durabildiğimi farkettiğim ilk fırsatta kendimi mutfağıma atıverdim.Ama beni görmenizi isterdim, sanki bir kanatlarım eksikti 🙂 İlk etapta neredeyim durumuna düşmedim değil.”Bıçağım vardı o neredeydi?” “Şu tabak burada mı duruyordu?” “Ben mi bunu buraya koymuşum?” gibi mutfağıma karşı doğal bir yabancılık hissettim.Sonra mikserimle, fırınımla birbirimize göz kırpıp 🙂 bu yabancılığı ani bir devinimle fırlatıp attık.

Kış mevsimini pek seven biri değilim aslında ama beni kışa bağlayan bazı temel şeyler var, onları yitirdiğim için zaman zaman kışı dahi özleyebiliyorum. Örneğin, boza, sahlep, pembe polar pijamalarım 🙂 ve tabii ki “Kestane”. Bana göre kestane, hangi tarifin içine girse, o yemek birden saraylanır, kademe atlar,sıradanlıktan çıkar sanki.1 kg kestaneyi 20 adet kesmeşeker ve bir çay kaşığının yarısı kadar tuzla yaklaşık 25 dk düdüklüde haşlayıp yediniz mi hiç? Deneyin derim 🙂 Ama tabii kalori miktarına değinmiyorum, zira bu konuda sicili pek temiz değil!

Kestaneli Cheesecake uygulamama gelirsek, aslında pek yeni bir tarif yaptım denilemez. Benim cheesecake tarifim artık standartlaştı, tadını ve kıvamını bu şekilde çok beğeniyorum ve gerçek bir cheesecake yediğimi hissediyorum. Yine bu tariften yola çıkarak bu sefer kestane ile bir deneme yaptım.Buzdolabında kalan yaklaşık 200-250 gr kadar kestaneyi kullanarak da kışın son kestanesi ile vedalaşmış oldum diyebiliriz. Ufak tefek değişiklikleri ile buyrun tarifi:

kestaneli cheesecake

Malzemeler:

  • 1 paket Eti Burçak bisküvi
  • 3 yemek kaşığı tereyağ
  • 2 paket krem peynir (Pınar Beyaz kullandım)
  • 2/3 su bardağı toz şeker
  • 1 paket vanilya
  • 2 yumurta
  • 1 küçük kutu krema (200 ml)
  • 3 çorba kaşığı un
  • 250 gr şeker ile haşlanmış ve robottan çekilmiş kestane püresi

Süslemek için ;

  • 50 gr bitter çikolata
  • 1/2 tatlı kaşığı tereyağ
  • Çikolatalı kestane şekeri – ince kıyılmış
  • 2-3 adet kestane şekeri

    kestaneli cheesecake

Cheesecake yapılışına geçmeden evvel 200-250 gr kadar kestaneyi yaklaşık 10 adet kesme şeker ile haşlıyoruz. Soğuyunca soyuyor ve rondodan geçirerek kestane püremizi hazırlıyoruz.(Bu hazırlığı önceden yapabiliriz)

20-23 cm çapındaki kelepçeli kalıbımızın tabanına yağlı kağıt koyup kelepçeliyoruz.Dışarıda kalan fazla kağıdı makasla kesiyoruz.Kalıbın dışında alüminyum folyo sarıp kalıp hazırlığımızı tamamlıyoruz.

Fırınımızı 170 derecede ısıtıyoruz. Fırınımızın içine kekin çatlamasını engellemek için 1 kase su yerleştiriyoruz.

Tereyağını ocakta eritip, bisküvileri rondodan çekiyoruz. Un haline gelen bisküvileri erittiğimiz tereyağ ile karıştırıp, kalıbın tabanına iyice bastırarak yerleştiriyoruz. Bu aşamadan sonra kalıbımızı bir müddet buzdolabında bekletiyoruz.

Mikserde yumurta ve şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpıyoruz. Vanilya, un ve kremayı ilave edip çırpmaya devam ediyoruz. Peynirlerimizi de katıp iyice birbirine karışana kadar çırpma işlemine devam ediyoruz. Çırpma hızını sona yaklaştıkça düşürüyoruz, bu kabarcık oluşumunu engelleyecektir. Mikseri kapattıktan sonra karışımın içine kestane püresini de katıp bir kaşık yardımı ile iyice karıştırıyoruz. Hazırladığımız bu harcı buzdolabında beklettiğimiz kalıbımıza döküyoruz. Isınan fırına koyup üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Üzeri kızarsada ortası hala yumuşaksa ısıyı düşürüp kekin iyice pişmesini sağlıyoruz. Piştikten sonra ocağın üzerinde (tezgahta soğutmayın) soğumaya bırakıyoruz. Soğuyan kekimizi mümkünse 1 gece buzdolabında bekletiyoruz. (üzerini örterek)

Ertesi gün, çikolatayı benmari usulü eritip içine tereyağı katıp karıştırıyoruz. Bunu spatula yardımı ile kekin üzerine sürüyoruz, bu birazdan süsleme için koyacağımız kestane şekerlerinin sabitlenmesini sağlayacak ve keke biraz da çikolata tadı katacaktır.

Çikolatalı kestane şekerlerini bir bıçakla ufak ufak kıyıp, sürdüğümüz çikolatanın üzerine serpiştiriyoruz. Son olarak 3-4 tane kestane şekeri ile süslemeyi tamamlıyoruz.

kestaneli cheesecake

Umarım beğenirsiniz.

Afiyetle, sağlıkla