>KAYISILI YOĞURT PASTASI

>Kayısılı Yoğurt Pastası

Ne iyi etmişim de hep yeni bir şeyler denemişim o gün misafilerime 🙂 Bir aydır cepten yazıyorum resmen. Yazmadığım hala bir kaç tarif var hatta 🙂 Bu beni Ramazan ayına kadar rahat rahat idare eder sanırım.

Bu tarife “Kayısılı Cheesecake” de denilebilir ama cheesecake’e nazaran içi daha yumuşak bir pasta aslında. Tarifi Sofra Dergisi , Haziran 2010 sayısından aldım ancak üzerinde bazı oynamalar yaptım.

  • 1 paket finger bisküvi
  • 100 gr tereyağ
  • 6 adet yumurta
  • 1 kutu süzme yoğurt (Sütaş 750 gr)
  • 1 paket beyaz krem peynir (Pınar Beyaz)
  • 1 su bardağı krema
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 2 çorba kaşığı un
  • 1 paket vanilyalı puding (Dr. Oetker)
  • 20 adet kayısı
  • 10-15 adet kiraz
  • pudra şekeri (Servis ederken)

Tabanını hazırlama :

Bisküvileri elimizle parçalayıp, robota koyuyoruz ve un haline gelene kadar parçalıyoruz. Tereyağını eritip un haline gelen bisküvilerle karıştırıyoruz. 26 cm kelepçeli kalıbın tabanına
yağlı kağıt koyup kitliyoruz. Tereyağ bisküvi karışımını kalıbın tabanına bastırarak eşit kalınlıkta yayıyoruz. Bu şekilde hazırladığımız tabanı buzdolabında 30 dk kadar bekletiyoruz.

Kremasını hazırlama :

Yumurta sarı ve beyazlarını ayırıyoruz. Yumurta sarılarını bir kaba alıp, toz şekerle çırpıyoruz.

Karışım krema kıvamına gelince yoğurt, peynir, krema, un ve pudingi ilave edip çırpmaya devam ediyoruz. (Bu aşamada yoğurdun kıvamından vb durumlardan ötürü çok sıvı kalırsa bir kaşık daha un ilave edebilirsiniz)

Kayısıların yarısının çekirdeklerini çıkartıp, robotto püre haline getirip bunu da yumurta sarılarının olduğu karışıma ilave ediyoruz.

Yumurta beyazlarını da bir tutam tuz ile cam bir kapta bıçakla kesilinceye kadar çırpıyoruz. Kıvamını bulunda yumurta sarılarının olduğu karışıma katıp , tahta kaşıkla karıştırıyoruz.

Bunu buzdolabında beklettiğimiz tabanın üzerine döküyoruz.

Kayısıların kalanını ufak ufak doğrayıp hazırlıyoruz. Kirazların da çekirdeklerini çıkarttıktan sonra doğruyoruz. Kayısı ve kirazları una bulayıp karışımın üzerine serpiştiriyoruz.

Pastamızı 180 derecede , önceden ısıtılmış fırında, ortası pişene kadar tutuyoruz. (yaklaşık 1 saat) .

Pişince soğumak üzere buzdolabında bekletiyoruz.

Pudra şekeri serpip servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

Reklamlar

>YAZ İÇECEKLERİ – ÇİLEKLİ SMOOTHIE

>

Çilekli Smoothie

Kim yazın buz gibi lezzetli bir içeceğe “Hayır” diyebilir ki?

Yaz meyvelerini çeşitli varyasyonlarla karıştırıp, siz de misafirlerinize ve ailenize hoş bir süpriz yapabilirsiniz.
Açık Büfe ikramından sonra ben de konuklarıma süpriz olarak hazırladım smoothieyi. Aslında bunun için makinalar var biliyorsunuz ama bende olmadığı için standart bir blender da işimi gördü diyebilirim.

Malzemeleri kişi sayısına göre ayarlayabilirsiniz.
Aşağı yukarı 2 kişilik bir sonuç almak için ;

  • 15 adet çilek
  • 1 adet şeftali
  • 5 yemek kaşığı vanilyalı dondurma
  • Bir kase buz
  • Kıvamını ayarlamak için portakal suyu (Cappy kullandım)

Çilekleri temizleyip yıkıyoruz. Şeftalinin kabuklarını soyup çekirdeğini çıkartıyoruz. Blendera çilek, şeftali, dondurma ve buzları koyup çalıştırıyoruz. Kıvamını portakal suyu ile dengeliyoruz.

Eğlenceli pipetlerle çocuklarınızın da hoşuna gideceğine şüphem yok 🙂

Bu tarifi karpuz, kayısı, kavun gibi alternatiflerle de deneyebilirsiniz.
Yazın elbette su gibisi yok. İçtiğiniz suyu biraz daha renkli ikram etmeye, tadını da biraz değiştirmeye ne dersiniz ?

İçinde taze nane yaprakları ve limon dilimleri ile sürahilerinizi şıklaştırabilir, suyunuza aroma kazandırabilirsiniz.

Taze Nane ve Limonlu Su

Burcucuğum, bu arada fotoğraflar için sana teşekkür ederim 🙂

Afiyetle & sağlıkla,

>NOHUT SALATASI

>

Nohut Salatası

Genellikle kış mevsiminde tüketimi artan nohutu, ben sanırım yazın daha çok kullanıyorum, bunu farkettim.O da sıkça soğuk çorba tüketmemizden kaynaklanıyor. Daha önce adaş şekerimde yediğim ve hem pratikliği hem de lezzeti ile çok hoşuma giden Nohut Salatasını konuklarıma yapınca nohutlu yaz uygulamalarına bir tane daha eklenmiş oldu.

Özellikle yaklaşan Ramazan ayında da sofralarda hafifliği ve rengarenk görüntüsü ile değerlendirebileceğiniz bu salatayı çok seveceğinize eminim. Acemi mutfak şefleri, siz de eğer ıslatmaya ve haşlamaya üşenirseniz hazır konserve nohutla bu salatayı çok rahat bir şekilde hazırlayabilirsiniz.

Malzemeler:

  • 2 su bardağı haşlanmış nohut
  • 2-3 adet kırmızı biber
  • ince kıyılmış kıvırcık
  • 1 su bardağı mısır
  • ince kıyılmış taze soğan
  • 1/2 limon suyu
  • 1/2 çay bardağı nar ekşisi
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağ
  • tuz

Nohutları bir gece önceden ıslatıp , haşlayarak hazırlıyoruz. Derin bir kasede nohut, ince kıyılmış kıvırcık salata, mısır, taze soğan ve ufak ufak doğranmış kırmızı biberleri karıştırıyoruz. Limon suyu, nar ekşisi, zeytinyağ ve tuz ile soslandırarak tekrar karıştırıp servis edeceğimiz tabağa alıyoruz.

Not : Taze nane, dereotu gibi yazın nimet sayılabilecek taze otları ile de renklendirilirse harika bir sonuç alınacaktır.

Afiyetle & sağlıkla,

>VİŞNE REÇELİ

>

Vişne Reçeli

Reçel.. Kahvaltı sofralarının olmazsa olmazı …

Reçelin geçmişi bir hayli eskilere dayanıyor. Yaptığım araştırmalara göre, eski Yunan medeniyetinde ilk olarak ayva parçaları bal ile kaynatılarak soğuduktan sonra tüketilirmiş. Avrupa’da meyvelerin rendelenerek şekerle pişirilmesi usulü olarak bilinen “marmelat” kelimesi kökünü bu uygulamadan kaynaklı olarak, Portekizce “ayva” sözcüğünden almış. Yunanlılarda yaygın olan bu uygulama, sonrasında Romalılarda da yapılmaya başlanmış ve hatta çeşitler arttırılarak elma, limon ve gülle zenginleştirilmiş.

Ortaçağ’da ise reçeli, et yemeklerinin yanında görmeye başlıyoruz. Şekerin ve balın çok pahalı oluşu ile yemeklere tat vermek amaçlı olarak ilave edilen meyvelerin, yemeğe verdiği lezzet, reçelin de yemeklere eşlik etmesinde kuşkusuz öncü olmuş.
………

Reçel hakkında daha çok öğrenmek ve yazının devamına ulaşmak için Ajanda Temmuz sayısını online okuyabilir, PDF olarak indirebilirsiniz..

Ajanda’da her ay farklı bir konuya yer verdiğim “Bir Kaşık Bilgi”sayfasında Temmuz sayısını “Reçel”e ayırınca bana da evde reçel pişirmek düştü.

Genel olarak en sevdiğim reçeli sorsanız kesinlikle Ayva! Ayva! diye bağırabilirim 🙂 Hele de canım Neroş’umun yaptığı ayva reçeline doyamam …

Ama Enginciğimin en sevdiği reçel ise vişne reçelidir. O yüzden bu denememi vişne reçeli ile yaptım. Biraz tembel işi gibi gözükse de sonuç gayet iyi oldu. Ben vişnelerin çekirdeklerini çıkartmadım. Hem zeytini de yerken çekirdeğini çıkartıyoruz değil mi 🙂 Dedim ya tembel işi oldu diye 🙂

Abartmadan küçük bir kavanoz reçelim olsun derseniz… Hem de Müge gibi tembelim diyorsanız 🙂

Malzemeler:

  • 250 gr vişne
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 çay kaşığı limonsuyu

Vişnelerin saplarını ayıklayıp yıkıyoruz ve tencereye koyuyoruz. Üzerine şekeri koyup kısık ateşte kaynatıyoruz. Şeker eriyince vişneler suyunu bırakacaktır. Suyu koyulaşınca limonsuyunu ilave edip ocaktan alıyoruz. Kavanoza koyarak soğuyunca buzdolabına kaldırıyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

>MİNİ KUMPİR

>

Mini Kumpir

Neredeyse kimsenin “Sevmem” demediği, her çeşidi başka lezzetli patatesle yine yeniden karşınızdayım.. Benim aklıma kumpir denince gelen yer “Ortaköy” .. Orada resim gibi süslü vitrinlerdeki malzemeler, koca koca kızarmış patatesler ve sonra deniz kenarında yenen kumpirin tadı bir başka..Ben kumpiri kabuğuna kadar yerim 🙂 ya siz ? Bence en güzel yeri de orası hatta 🙂

Kumpiri kumpir yapan kömürde pişmenin verdiği lezzet olsa da evde de güzel sonuçlar çıkıyor. Mini kumpirleri misafirlerime yaptığımda gayet beğeni topladı.İkram etmesi de çok kolay olduğu için bu tip açık büfe alternatifleri için uygun bir tercih diye düşünüyorum.

Malzemeler:

  • 15 adet taze patates (şekilleri düzgün ve birbirine yakın boyutlarda seçim yaptım)
  • 200 gr taze kaşar peyniri
  • 100 gr hindi pastırması (ben lezzetinden çok memnun kaldım, arzu ederseniz siz dana pastırma ya da farklı bir içerik de kullanabilirsiniz)
  • 1 çay bardağı mısır konservesi
  • Bir tutam ince kıyılmış taze kekik
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • Tuz, karabiber, kırmızı biber

Patatesleri tuzlu suda haşlıyoruz. Haşladığımız patatesleri bir müddet soğumaya bırakıp sonrasında her birini ortadan ikiye bölüyoruz. (Boyuna bölmemiz daha güzel bir şekil almasını sağlayacaktır)

İkiye kestiğimiz patateslerin içlerini bir çay kaşığı yardımı ile kabuğu zedelemeden oyuyoruz. Çıkarttığımız iç patatesleri bir kaseye koyup, içerisine tereyağ koyup iyice eziyoruz. Kaşar peynirin yarısını, ince kıyılmış kekik, ufak ufak doğradığımız pastırmalar, mısır konservesi ve baharatlarını ilave ederek iyice karıştırıyoruz.

İçlerini oyduğumuz kabukları bir tepsiye diziyoruz ve bu kabukların içlerini tekrar hazırladığımız patates karışımı ile iyice dolduruyoruz. Koyduğumuz iç malzemeyi kabuğun şeklini alacak şekilde bastırarak kabukla bütünleştiriyoruz. Kalan kaşar peynir rendesini her bir yarım dilim üzerine serpip önceden ısıtılmış 200 derece fırına vererek üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.

Sıcak şekilde servis ediyoruz.

Not: Taze patates olduğu için kabuğu ile yenebiliyor.

Afiyetle ve sağlıkla,

>TAZE OTLU LOR PEYNİR DOLGULU KIRMIZI BİBER

>

Taze Otlu Lor Peynir Dolgulu Kırmızı Biber

Nerede kalmıştık? İşte bu sofrada 🙂
Allahtan o gün misafirlerime bir çok yeni tarif uygulamıştım da arşivim kalabalık, yoksa mutfağa sadece soğuk çorba yapmaya girdiğim şu günlerde ne yazardım buralara 🙂

Kırmızı ve yeşilin sofradaki uyumuna bayılan biri olarak bu görüntüyü de çok sevdim, siz ne düşünüyorsunuz?

Yine güzel bir meze, şık bir garnitür olarak uygulayabileceğiniz bu tarifin sanırım şu dönemde en cezbedici yanı sağlıklı ve hafif oluşu olsa gerek.

Malzemeler:

(Gelen misafir sayınıza göre adetleri arttırabilirsiniz, ben 20 adet için ölçü veriyor olacağım)

  • 20 adet kırmızı biber (orta boy ve düzgün şekilli seçmenizi öneririm)
  • 1 kase lor peyniri (tuzlu lor)
  • Bir çorba kaşığı ince kıyılmış dereotu
  • Bir çorba kaşığı ince kıyılmış taze nane
  • Bir çorba kaşığı ince kıyılmış taze kekik
  • Bir çorba kaşığı ince kıyılmış maydanoz
  • 2-3 çorba kaşığı iyice dövülmüş ceviziçi
  • Tuz, kırmızı pul biber
  • Üzeri için zeytinyağ
  • Süslemek için kıyılmış taze soğan (tercihen sadece yeşil sapları)

Kırmızı biberleri yıkayıp, kuruladıktan sonra fırın tepsisine dizip fırının ızgarasında közlüyoruz. (Köz tencereniz varsa orada da közleyebilirsiniz)

Közleme işlemi bittikten sonra soğutup, kabuklarını soyuyoruz. Fazla zedelemeden biberi ortadan boyuna açıp, çekirdeklerini de çıkarıyoruz.

Bir kasede, lor, ceviziçi ve taze otların hepsini karıştırıyoruz. Damak zevkimize göre tuz ve kırmızı pul biber ilave ederek iç harcımızın hazırlığını tamamlıyoruz.

Tezgahın üzerine iyice açarak koyduğumuz biberin içine harçtan koyarak dikkatlice sarıyoruz.Servis edeceğimiz tabağa yerleştiriyoruz. Tüm biberlere bu uygulamayı yaptıktan sonra biberlerin üzerine zeytinyağı gezdiriyoruz. Son olarak kıyılmış taze soğanları serpip servis ediyoruz.

Afiyetle, sağlıkla

>BUMERANG MİSALİ HAYAT

>Ve Müge ofise döner…

Tatil bitti. Güzel geçti mi? ehhh işte diyelim, şükredelim. Bulutlu havalar peşimi tatilde de bırakmadığı için 3 gün içim karardı. Bu nasıl bir yazdır anlamış değilim doğrusu.
Tatildeyken güzel bir kitap okudum. Kümesteki Kartal Neden Uçamaz?
İnternetle haşırneşir biri olarak kitap fazlasıyla ilgimi çekti. Ancak herşeyden öte asıl, hayallerinin peşinden giden insanların başarı öykülerini okumaktı keyif veren.
“Başaramayanların %99’u o işe hiç başlamayanlardır” sözüne takıldım kaldım.

Ben döndüm. Ya sizler nasılsınız?

Yazlıkta çektiğim iki kare ile haftaya başlayalım… Hoşgördüm, iyi haftalar 🙂

ortancalar

çiçekler