>KURU SOĞANLI PATATES SALATASI

>

patates salatası

Başlığa bilerek öyle yazdım çünkü ben her iki türlü soğanla da çok severim. Daha önce hardallısını yazmışım, yoğurtlusunu yazmışım ama nedense düzüne sıra gelmemiş 🙂 Ya da çoğumuzun hep başına gelen olmuş.. “Nasılsa bilindik bir tarif koymayayım, boşver modu” 🙂

Ramazanda iftar soframıza hem hafif, hem doyurucu hem de pratik bir garnitür oldu.. Yanına da bir çorba, bir et çeşidi , mesela köfte, ohhh tamamdır..

Malzemeler:

  • 5 adet orta boy patates (çok büyük olmaması şekillerinin eşit olması ve sunum açısından güzel olacaktır)
  • İnce kıyılmış kıvırcık salata
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • 1 adet limon
  • İnce kıyılmış maydanoz
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağ
  • tuz-karabiber-kırmızı pul biber – kuru nane (Tüm baharatları Kotanyi kullandım)

Patatesleri haşlayıp soğuduktan sonra soyup eşit boyutlarda büyükçe küpler halinde doğruyoruz. Kuru soğanımızı piyazlık (ay şeklinde) doğrayıp acısını çıkartmak ve yumuşatmak amacıyla tuzla ovuyoruz ve sonrasında yıkayıp suyunu süzüyoruz. Soğanlara nane, karabiber, kırmızı biber ve maydanozu ilave edip iyice karıştırıyoruz. Limonun suyunu sıkıp, zeytinyağ ve tuz ile karıştırıp sosunu hazırlıyoruz. Servis edeceğimiz tabağa önce ince kıyılmış kıvırcık salatayı, üzerine doğranmış patatesleri koyup son olarak soğanları yerleştiriyoruz. Üzerine sosunu gezdirip servis ediyoruz.
Afiyetle & sağlıkla,

>PEYNİRLİ AÇMA BÖREK

>

peynirli açma börek

İlk denemem oldu ama sonuçtan hepimiz memnun kaldık. Sanırım pasta yaparken şeker hamuru açma deneyimleri börek yapımına temel teşkil etmiş 🙂 Böreği kıtır kıtır sevenlerdenseniz denemenizi öneririm.

Malzemeler:

Börek Hamuru :

  • 500 gr un
  • 1 yumurta
  • 1 çay kaşığı tuz
  • Su

Harç Malzemesi :

  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • tuz
  • 1 yumurta
  • Su
  • İç malzeme olarak (yaklaşık 200 gr) beyaz peynir & maydanoz karışımı
  • Üzerine 1 adet yumurta sarısı
  • 1 yemek kaşığı tereyağ

Derin bir kaba unumuzu, tuz ile karıştırıp eleyerek koyuyoruz. Ortasını havuz gibi açarak yumurtayı kırıyoruz. Azar azar su ilave edip yumuşak bir hamur elde edinceye kadar yoğuruyoruz. Hamuru tezgaha alıp hafifçe un serpip bir miktar daha yoğurup, hamurumuzu 8 eşit bezeye ayırıyoruz.

Fırın tepsisini iyice yağlayıp hazırlıyoruz. Harç malzemesini (su hariç) derin bir kasede karıştırıyoruz. Su ilavesi yaparak biraz kıvamını inceltiyoruz.

Eşit miktarda böldüğümüz bezeleri bol un serptiğimiz tezgahta hazır yufka inceliğinde açıyoruz. Açtığımız yufkayı yağlanmış tepsiye kenarları dışarıda kalacak şekilde döşüyoruz. Harç malzemesinden yufkanın üzerine döküp ikinci yufkayı koyuyoruz. Bu sefer kenaları dışarıda kalmayacak şekilde yufkayı içeride eşit bir şekilde döşememiz gerekiyor. Bu işlemi 4. yufkaya kadar her yufkanın üzerine harç sürerek sürdürüyoruz. 4. yufkanın üzerine iç malzememizi bolca koyuyoruz.

Kalan diğer bezeleri de açarak böreğimizi yapmaya devam ediyoruz. Son katta ilk açtığımız yufkanın dışarıda kalan kısımlarını da üzerine toplayarak yapım sürecini tamamlıyoruz. Yumurta sarısına bir miktar sıvıyağ koyup karıştırıyoruz ve böreğin üzerine sürüyoruz. Önceden ısıtılmış (180 derece) fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Pişen böreğimizin üzerinde bir miktar tereyağ gezdiriyoruz.

Dilimleyerek böreğimizi servis ediyoruz.

Tüm milletimizin Zafer Bayramı’nı bu vesile ile kutluyorum.. Ne Mutlu Türküm Diyene !

Afiyetle & sağlıkla,

>İFTAR SOFRASI 2010 – 2

>

iftar sofrası 2010

Dostlarla samimi ve yalın bir iftar sofrası..Bu seneki sofraların ortak özelliği çeşitin az ve öz oluşu bu sofraya da hakim.
Tarifler daha sonra gelecek, bugün menüye göz atalım:

  • Süzme mercimek çorbası
  • Elde açma peynirli börek
  • Antrikot ızgara
  • Domates soslu spagetti
  • Yoğurtlu havuç salatası
  • Parmesan peynirli yeşil salata
  • İftariyelikler

Afiyetle & sağlıkla,

>TAVUKLU SEMİZOTU SALATASI

>

Tavuklu Semizotu Salatası

Bu salata ile Kotanyi Baharat’ın düzenlediği yarışmaya katılıyorum. Mevsiminde çıtır çıtır semizotu, tavuk ve salatanın lezzetini çeşnisi ve aroması ile katmerlendiren Kotanyi Baharat’ın uyumu son derece lezzetli bir sonuç ortaya çıkarttı. Firmanın toz baharatlarının yanısıra özellikle farklı aromaları yakalayacağınız değirmenli ürün grubunu kullanmanızı tavsiye ediyorum. Sarımsaklı tuzlu çeşni ve İtalyan Otlu karışımlar benim favorilerim arasına yerleşti bile. Daha henüz kullanmadığım bol çeşitli ürün grubunda damak zevkinize uygun çok farklı lezzetler yakalayacağınıza eminim.

Yarışmadaki tariflere buradan ulaşabilirsiniz.

Tavuklu Semizotu Salatası

Malzemeler:

  • 1 demet semizotu
  • 2 adet göğüs tavuk
  • 1 su bardağı konserve mısır
  • 1/2 su bardağı ufak doğranmış kornişon turşu
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 3 yemek kaşığı mayonez
  • 1 limon suyu
  • 4-5 yemek kaşığı zeytinyağ
  • Kotanyi karabiber (1 çay kaşığının ucu ile)
  • Kotanyi sarımsaklı çeşni değirmen
  • Kontanyi sofra tuzu değirmen
  • süslemek için kiraz domates

Tavukları haşlıyoruz. Haşlandıktan sonra soğuyunce didikleyerek ufak parçalar haline getiriyoruz. Semizotlarımızın yapraklarını saplarından temizleyip bol suyda yıkadıktan sonra kurutuyoruz. Bir kasede semizotu, tavuk, turşu ve mısırları iyice harmanlıyoruz.

Başka bir kasede yoğurt, mayonez, limon suyu ve zeytinyağını karıştırıp baharatlarımızı ekliyoruz. Bu sosu salatamıza iyice yedirdikten sonra servis edeceğimiz tabağa alıp, kiraz domateslerle süsleyerek servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

>ISPANAK KÖKLEMESİ

>

ıspanak köklemesi

Yazın kış için hazırlanırız. Özleyeceğimiz lezzetleri buzluklarımıza dolduruyoruz bir çoğumuz değil mi? Barbunyalar, bezelyeler, fasulyeler, dolmalık biberler, domatesle yapılmış soslar …daha neler neler… Peki kışın olan sebzeleri yaza neden saklamayız acaba ? Kışa düşmanmıyız 🙂 Yani tamam artık herşey var her mevsimde ama bu o zaman yaz için de geçerli olmuyor mu? Ne suçu var karnıbaharın, lahananın 🙂

İşte öyle bir kış günüymüş, mutfakta ıspanak ayıklarken köklerini, dur ya ben bunlarla bir şey yaparım, diyip doldurmuşum buzdolabı poşetlerine, atıvermişim buzluğuma. Yaparım da anlayacak birine yaparım diye de aklımdan geçirmişim. Sapını yaprağından az ayırdım diye ıspanağı bile ayıra ayıra yiyen kocacık bunu hayatta yemez çünkü. Sebzeyi seven biri olsun senin de vaktin gelecek değerli kök kardeş diyip buzlukta beklemeye almışım ıspanak köklerini.

İftara gelen çikocuk olunca aklıma geldi kökler 🙂 Hatta çiko gelmiş, benimle mutfakta laflarken yaptım hemen sanırım 15-20 dakikada pişti. Yani sözün özü pratik, lezzetli bir şey bu kökleme. Ama tabii sebzeseverlere 🙂

Köklemeyi ben koydum isim olarak. Demiştim, Selanik’te buna benzer bir meze yemiştim. Aklımda kalmış… Bu bir meze ya da garnitür olduğu için miktarı az paylaşıyor olacağım. Eğer çok kök biriktirirseniz elbette güzel de bir zeytinyağlı yemek alternatifi olacaktır. Miktarı o şekilde dengelebilirsiniz.

Buyrun malzemeler:

  • 15 adet ıspanak kökü (Demet olarak satın alınan ıspanakları temizlerken dibindeki kırmızı olan kısımdan iki üç parmak yukarıya doğru kesiyoruz. Çiçek formunda oluyor)
  • 1 adet kuru soğan (çok ufak seçmemek lazım, bol soğanla çok lezzetli oluyor)
  • 2 diş sarımsak
  • 1 tatlı kaşığı tozşeker (daha az tatlı severseniz azaltabilirsiniz, kök tarafı acı olacağı için ben tatlı yapmayı tercih ettim)
  • tuz,karabiber
  • 5 yemek kaşığı zeytinyağ
  • su

Soğanları piyazlık (ay şeklinde) doğruyoruz. Küçük bir tencere ya da tavaya zeytinyağını koyup soğanları orta kuvvetteki ateşte soteliyoruz. Sarımsakları da ufak ufak doğrayıp soğanlara ilave ediyoruz. Soğanlar iyice yumuşayınca ıspanak köklerini de ekleyerek birlikte bir müddet kavuruyoruz. 1/2 çay bardağı kadar su ilave edip, baharat ve şekerini ekliyoruz. Kapağını kapatıp suyunu çekmeye yakın ocaktan alıyoruz ve soğuk ya da ılık şekilde servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

>ZEYTİNYAĞLI PATATESLİ TAZE FASULYE ve DOSTLARLA HARİKA BİR İFTAR SOFRASI

>

zeytinyağlı taze fasulye

Dün gece muhteşem bir sofraya davetliydik iftara. Yasemin’de toplandığımızda kararlaştırdığımız bu organizasyonu iple çekmekte haksız olmadığım anlaşıldı. Nasıl beklenmez ki o sofra ? Hele de ellerinden bal damlayan Münevver Ablacığımız hazırlıyorsa.
Peki şıpır şıpır burnu akan, hapşırmaktan gözleri şişen Mügeniz ne yaptı? Fotoğraf makinasını evde unutup gitti Münevver Ablasına oruç açmaya. Ama yanıma alsam da pek bir işe yaramayacakmış 😦 Hem daha önceki buluşmalarımıza oranla gece ışığına kaldığımız için fotoğraf çekimi için pek uygun bir ortam yoktu. Pınarım ve Dilekciğim baya uğraştılar yine de 🙂 Hem de ortada çok büyük bir durum vardı, “açlık” 🙂 O yüzden sizinle sadece menüyü paylaşabiliyorum, artık gerisini hayal gücünüze bırakıyorum … Sıkça konuk ağırladığınız şu dönemde en azından fikir verebilir :

  • Kabak çorbası
  • Takayut ( Patlıcanlı köfte )
  • Soğanlı, naneli pilav
  • Bir meyve şerbeti (kavunluydu ve enfesti)
  • Dizme taze fasulye
  • Şarlota ( sütlü bir tatlı )
  • İftariyelikler

Tamamen doğal malzemeler kullanarak muhteşem lezzetler yapan Münevver Ablanın iftariyeliklerini öyle sadece “iftariyelik” yazarak geçmek olmaz.. Bir reçeller yapmıştı, bizi yerken görmeniz lazımdı 🙂 Hayatımda ilk kez yediğim harika nane reçelinin kabını en son pide ile sıyırırken gördüm Yasemin ve Seleni. Adaş şekerim karşılarında “durun ben tatlıyla tuzluyu karıştıramam, reçeli sona sakladım, bana da bırakın” çığlıkları atarken yaptılar hem de bunu 🙂

Bu menüye biz de naçizane destek çıktık ama her seferinde yaptığımız gibi herkese bir çeşit düşürerek değil.. Yasemin üç renkli nefis böreği ile damaklarımızı şenlendirirken, Nesliciğim de anneciğinin yaptığı harika tatlısı ile katılım sağladı. Bana da bir önceki görüşmede beğenilen ve yoğun istek alan tavuklu salata düştü.

Çok güldük, çok eğlendik ve bol bol da yedik.. En son “Allahım doymayayım ne olur” diye dua ederek yanımda oturan Fadime’yi sıkça güldürdüm 🙂

Ben buluşmalarımızı genellikle sözü az fotoğrafı bol şekilde yayınladım bugüne kadar ama bu sefer böyle uzun uzun anlatasım var, sıkmadım sizi umarım 🙂

Biz gelelim fasulyemize 🙂

Daha önce linkini dahi vermek istemediğim bir fasulye tarifim olmuş 🙂 Olmuş diyorum çünkü 4 yılı bitirmek üzere olduğum blog hayatımda bazen ne yayınladığımı unutur durumdayım.. Şu revizyon & restorasyon projemde sıraya almam gereken bir fotoğraf da zeytinyağlı taze fasulye fotoğrafı olmalıymış.

Bu fasulye ondan farklı, o yüzden revizyon & restorasyon değil. Yıllar önce Bodrum’da ev yemekleri yapan küçük, sevimli bir yerde yemiştim zeytinyağlı fasulyeyi patatesle pişmiş olarak. Pek hoşuma gittiği için aklımda kalmış. Geçenlerde ilk kez denedim ve sonucundan oldukça memnun kaldım yine. Standart bir yemeği farklı yapmak isterseniz buyrun malzemeler:

Malzemeler:

  • 1 kg taze fasulye
  • 1 adet büyük boy kuru soğan
  • 2 adet kırmızı biber
  • 3 adet domates
  • 2 adet orta boy patates
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • 1 tatlı kaşığı domates salçası
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağ
  • 2-3 adet kesme şeker
  • tuz , karabiber

Fasulyeleri temizleyip ortadan ikiye veya üçe bölerek hazırlıyoruz. Soğanı yemeklik şekilde doğruyoruz. Biberleri çekirdeklerini çıkartıp ufak ufak doğruyoruz. Patatesleri ve domatesleri de küp şeklinde doğrayarak hazırlıyoruz.

Düdüklü tencereye (siz normal tencere de tercih edebilirsiniz) zeytinyağını ilave ediyoruz ve soğanları kısık ateşte bir süre kavuruyoruz. Biber ve patatesleri de ilave ederek kavurmaya devam ediyoruz.

Salçaları ve domatesi ekleyerek, tuz, şeker, karabiberini ilave ediyoruz. Son olarak fasulyeyi de katıp iyice karıştırıyoruz. 1 – 1,5 su bardağı su ilave edip (Düdüklünüze göre ayarlamanız gerekebilir. Düdüklüde pişirmeyecekseniz azar azar su katarak pişirirseniz daha lezzetli olacaktır. ) yaklaşık 20-25 dk (Düdüklüye göre değişir, normal fasulyeyi kaç dakikada pişiriyorsanız o şekilde ayarlayabilirsiniz.) kadar pişiriyoruz. Düdüklüyü açtığımızda suyu çoksa tencerenin ağzı açık şekilde bir miktar kaynatabiliriz.

Ilık ya da soğuk şekilde servis ediyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

>KÖZLENMİŞ KIRMIZI BİBER

>

közlenmiş kırmızı biber

İşte beklenen son.. O kadar sıcak – soğuk farkının bir de vücuttaki direnç kaybının sonucu bu olacaktı. Hastayım.. Sürekli hapşırıyorum 😦
Gözlerim birer pinpon topu büyüklüğünde .. Halbuki sahurda gayet iyiydim, hain sabaha karşı vurdu demek.

Akşama çok enfes bir sofraya davetliyiz. Ama bu hasta kafalı ne yaptı? Bu canım sofraya giderken fotoğraf makinasını evde unuttu 😦 Offf ne biçim başladı günüm yaa… Neyse umarım toparlanırım. Çünkü akşama her zerresinden keyif almak istiyorum yediklerimin 🙂

Ramazan’ı yarıladık sayılır. Hergün bir post projemde hasta – uykusuz – üşengeç falan demiyor beni yalnız bırakmıyorsunuz, çok teşekkür ederim sizlere.

Bugün şu ara iftar sofralarımda hep bulunan bir uygulamayı yayınlıyor olacağım. Yine çoğunuzun bildiği bir şey elbette, közlenmiş kırmızı biber. Bak şimdi aklıma geldi, bu kadar da C vitamini alıyorum hergün bundan yiyerek neden hasta oluyorum ben yaa?? Kırmızı biberde portakaldan bile daha çok C vitamini bulunuyormuş. Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili olan kırmızı biber, sindirimi kolaylaştıran, romatizma ağrılarına ve kramplara iyi gelen bir sebze.

Daha önce peynirlisini ve zeytinyağlı dolmasını paylaştığım kırmızı biber bu sefer son derece sade.

Bir tavada, közleme tenceresinde, fırında, ocağın üzerinde ve tabii ki muhakkak en lezzetlisi mangalda közlenen biberler soyulur. Soyma işlemi için şu pratik bilgiyi paylaşabilirim bilmeyenleriniz için. Sıcakken poşete konan biberler terleme yapacağı için kabuklarından daha rahat ayrılarak soyulacaktır. Çekirdekleri çıkartılan ve kabukları soyulan biberler ister dilimlenerek ister de bütün olarak servis tabağına alınır. Üzerine bir kaç diş sarımsak doğranır. Bolca zeytinyağ gezdirildikten sonra servis edilir. Bu şekilde ağzı kapalı bir kapta ya da kavanozda bir hafta kadar bozulmadan saklayabilir, istediğinizde hemen servis edebilirsiniz.

Afiyetle, sağlıkla

>TEL ŞEHRİYELİ PİLAV

>

telşehriyeli pilav

Herkesin evinden bir tarif daha..
Arşivlerde durması, acemi mutfak şeflerine yardımcı olması adına blogda olsun istedim.

Malzemeler:

  • 2 su bardağı pirinç
  • 1/2 su bardağı tel şehriye
  • 2 tepeleme yemek kaşığı tereyağ
  • 1 yemek kaşığı mısırözü yağı
  • 2 adet Maggy Tavuk bulyon (arzu etmeyen kullanmayabilir ya da taze tavuk suyu tercih edilebilir)
  • tuz
  • 2 adet kesmeşeker
  • Su

Pirinçlerimizi yıkayıp sıcak suda yaklaşık 20-30 dk kadar bekletiyoruz. Tenceremize yağları koyup eritiyoruz. Şehriyeleri ilave edip renkleri dönene kadar kavuruyoruz. Suyunu süzdüğümüz pirinci de ilave edip kavurmaya devam ediyoruz. Pirinçler de kavrulunca üzerine 3,5 su bardağı oda ısısında su ilave ediyoruz. Bulyon, tuz (bulyon ekleyenler tuzu fazla kaçırmamalı) ve şekerini katıp bir iki tur karıştırıp tencerenin kapağını kapatıyoruz. Orta kuvvetteki ateşte suyunu çekene kadar pişirdiğimiz pilavımızı servis edene kadar demlenmeye bırakıyoruz.

Afiyetle & sağlıkla,

>İFTAR SOFRASI 2010 – 1

>

iftar sofrası 2010

Çoğu blogda okuduğum ve takip ettiğim gibi bizim evin iftara misafiri öyle çok olmuyor malesef. Misafiri çok sevdiğimden malesef diyorum, keşke daha çok ağırlama şansım olsa. Ailemizin çok kalabalık olmayışı, arkadaşlarımızın çoğunun oruç tutmaması nedeniyle sadece bir kaç sofra örneği koyabiliyorum, kendimize hazırladıklarımızın dışında.

Bu sofra da iftara misafir olmalarının ötesinde benim için çok anlamlı bir çift için kuruldu.Canım arkadaşım, Çikomun 1. evlilik yıldönümünü hep birlikte kutladık. Samimi bir sofra oldu, çok teferruata girmememi özellikle istediler. Daha birinci yılı henüz doldurmalarına rağmen yolda olan bebekleri nedeniyle sıcaktan daha fazla etkilenen Çikocuğuma balkonda bir masa kurdum. Kendisine malesef konan hamilelik şekeri teşhisi de menüyü mütevazi tutmama vesile oldu. Aslında çok yiyemediğimiz için bu hepimize yaradı diyebilirim..

Menümüzde bulunanlar

Ispanak Köklemesinin tarifini ileriki günlerde paylaşacağım sizlerle.. Beğeneceğinizi düşündüğüm bu meze/salatayı Selanik’te tatmıştım. İlk kez denedim. Son derece pratik ve lezzetli bir çeşit oldu.

Bu arada haftaya çok güzel bir sofraya konuk olacağım. Yani çağıramasam da gezmekten geri kalmıyorum 🙂 Sanırım, yok hatta eminim oradan müthiş kareler ve yeni fikirlerle döneceğim.. Sabırsızlıkla salı gününü bekliyorum.

Afiyetle & sağlıkla,

>ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI

>

Zeytinyağlı Biber Dolması

Sayenizde 4 yıllık blog tecrübeme dün bir yenisi eklendi. Kendi bloğunda başka bloggerların tarifini yayınlamak yeni bir uygulama değil. Etkinlikler, tarif denemeleri vb. durumlar buna sıkça vesile oluyor aslında. Dün benim yaptığım sanırım bir ilkti 🙂 Kendi üşengeçliğinden okuyucularına tarif yazdırmak 🙂
Birbirimizi her şartta yalnız bırakmadığımızı en acısından en tatlısına tüm önemli anlarda hissetmiş biri olmama rağmen buna ne tepki göstereceğiniz açıkçası en merak ettiğim şey oldu. Acaba biri çıkıp “ne saçmalıyor bu?” der mi diye de düşünmedim değil 🙂 Ama ne oldu? Benim yerime birbirinden güzel tarifler yayınladınız dünkü yazımın comment kısmında. Öyle iyi de oldu ki , değerli bir okuyucum aynen şu cümleleri kullanmış :

“bu tembelliğin bana yaradı.. değişik tarifler görmüş oldum sayende :)”

Evet benim üşengeçliğim sanırım bir işe yaradı 🙂

Şu anda zeytinyağlı dolmaya dair birbirinden farklı uygulamaları tek yerde derlemiş olduk..

Gönderdikleri tarifler için Kalpkurabiye Deniz, Yemek Vakti Aylin, Yemek Bir Aşk, Mintinin Mutfağı, Ev Atölyesi bloglarının değerli yazarlarına buradan kucak dolusu sevgiler gönderiyorum.

Hepsinden çok güzel şeyler öğrendim. Daha önce bu tarifte hiç kullanmadığım baharatlar ve otlarla muhakkak yeni denemelerim olacak.

Bu tariflerin içerisinde benimkine en yakın tarif sanırım Ev Atölyesi‘nin tarifi.

Evettt… iki günlük uyuşukluk bitsin.. Buyrun Zeytinyağlı Biber Dolması’nın benden tarifine 🙂

Malzemeler:

  • 1 kg dolmalık biber ve kırmızı biber (tercihen ufak boylarda)
  • 2 su bardağı pirinç (yıkanmış ve süzülmüş)
  • 2 adet orta boy soğan (ufak ufak yemeklik doğranmış)
  • 2 adet domates (rendelenmiş, iç malzemede kullanıyor olacağım)
  • 2 adet domates (Kapak yapmak için)
  • 1 paket kuru üzüm (Bir süre sıcak suda bekletilecek ve süzülecek)
  • 2 paket dolmalık fıstık
  • tuz, karabiber, yenibahar, tarçın (damak zevkine göre ayarlanabilir)
  • 7-8 adet kesme şeker (ben tatlı sevmem derseniz, azaltabilirsiniz)
  • 1 çay bardağı zeytinyağ
  • su

Ben kırmızı yeşil uyumundan dolayı dolmalık biberi ve kırmızı biberi tercih ettim. Satınalırken de hem servis etmesi kolay olsun hem de tabakta daha şık dursun diye ufak boyları tercih ettim. Biberlerin çekirdeklerini temizleyip yıkayıp hazırlıyoruz.

Tenceremize yağın 2/3’sini koyup soğanları ilave ediyoruz. Soğanlar yumuşamaya başlayınca dolmalık fıstıkları ekliyoruz. Fıstıkların rengi hafifçe değişince pirinci de ilave ederek beraberce kavurmaya devam ediyoruz. Pirinçler iyice kavrulunca rendelenmiş domates, üzüm, tuz, baharatlar ve şekeri ilave ederek iyice karıştırıyoruz. Üzerine 1 su bardağı su koyup kısık ateşte kendini çekmesini sağlıyoruz. (İç malzemenin çok pişmesini ben pek tercih etmiyorum. Sonrasında biberlerle pişirirken bu sefer çok yumuşama oluyor.)

Demlenen iç harcımızı biberlere doldurup dolmalık biberlere domates ile, diğerlerine kendi sap kısımları ile kapak yaparak başka bir tencereye itina ile diziyoruz. Üzerine ayırdığımız zeytinyağını gezdirip biberlerin yarı beline kadar (çok olmamasına dikkat etmemiz gerek) su ilave ediyoruz. Şekilleri bozulmasın diye bir tabağı dolmaların üzerine kapak şeklinde kapatıyoruz. Tencerenin de kapağını kapattıktan sonra dolmaları kısık ateşte yaklaşık 30 dk kadar pişmeye bırakıyoruz.

İyice soğuduktan sonra servis ediyoruz.

Beni yalnız bırakmadığınız için tekrar teşekkürler 🙂

Bu arada bloğun sol tarafında günlük olarak yayınladığım iftar menülerini de incelemenizi tavsiye ederim…

Afiyetle & sağlıkla,