İTALYANCA "BRUSCHETTA" BAŞKADIR

Ekmek makinamla aram son derece sıcak 🙂 Makinayı alınca insan yemekten kendini alamaz diyenlere inat, az yiyoruz ! Bu da kendi cephemizde sanırım bir başarı örneği. 700 gr’lık bir ekmek aşağı yukarı günde 2 öğünden 3-4 gün gidiyor.Bugüne kadar ekmek makinasının kutusundan çıkan kitapçıktan tüm tarifleri ve Söke’nin tüm mikslerini denedim.Çoğu arkadaşım makinanın kitapçığındaki tarifleri pek güzel bulmamasına rağmen biz onların da tadını beğendik. Söke’nin karışımları daha güzel tabii ama onları da Engin sevmedi. Söke’nin karışımları ağırlıklı olarak esmer ekmek olduğu için sanırım onları pek tutmadı.Bizimkisi geleneksel olarak ekmeği beyaz sevenlerden 🙂

Ekmek evden su damacanadan geçen günlerimizde kahvaltı ortamlarına renk katma çabamız son sürat devam ediyor.

Pratik tabak sunumlu bir pazar kahvaltısı hazırlamam icabettiğinde 3. gününü geçirmekte olan Söke Köy Ekmeği karışımı ile hazırladığım ekmekciklerimi değerlendirme amaçlı bir girişimde bulundum. Özellikle kulakları çınlasın Cemo’cuğum Sevgim ve ben ders çalışırken çok yapardı bize… “Size ekmeğin üzerinde kaşar eriteyim mi?” sorardı hep tatlı kadın Cemo…

Nedir bu Bruschetta ?

İtalyan mutfağında 15. yy’dan beri yapılmakta olan, önce sadece sarımsak ve zeytinyağı sürülerek başlanıp sonra peynir çeşitleri, sebzeler, domates hatta et çeşitleri de ilave edilerek kendi çapında zengin alternatifleri ile anılan “Bruschetta” (brusketta) davet menülerinizde güzel ve şık bir başlangıç tabağı , kahvaltılarınızda da doyurucu ve lezzetli bir ikram olabilir.

Wikipedia‘cılık da oynadık … O da bitti… Mevzu yapılışa geldi dayandı ..

Efendim önce bir ekmek makinası almanız gerekiyor … Aldığınız ekmek makinasında Söke Köy Ekmeği karışımı pişirmeniz gerekiyor. Yaklaşık 3 saatin dolmasını bekliyorsunuz ki ekmeğiniz hazır olsun….

Yok yok yok … Bunlar tabii ki şart değil… Tercihen , değerlendirme vakti gelmiş bayat her türlü ekmeği bu aşamada kullanıma açabilirsiniz. Üst paragraftaki benim kendi aşamam.. O nedenle biz ekmek aşamasının sonrasından mevzuya girelim.

Esasen orjinal brucshettalarda ekmek öncelikle fırında ya da ekmek kızartma makinasında kızartılıyor ve diğer malzemeler sadece hazırlanıp üzerine konuyor ama yemekseçerler kralı Engin’in öyle yememe riskini göze alarak ben tüm malzemeyle fırında pişirdim.
Ve sonuç … yedi … bir şey daha yedi … yaşasın ! Haaa arada peynirleri ayıklama çabası gözümden kaçmadı ama olsun… Yüzde 80’lerde başarılı bir tecrübeydi.

Malzemeler:

  • Orta kalınlıkta dilimlenmiş ekmekler (vereceğim malzeme 10-12 adet için uygun olacaktır)
  • 1 çorba kasesi kadar ufalanmış beyaz peynir
  • ince kıyılmış maydanoz
  • 1 adet yumurta
  • tuz, kırmızı biber, kekik
  • zeytinyağ

Peynir, maydanoz, yumurta ve baharatları bir kasede karıştırıyoruz. Ekmek dilimlerimizi fırın tepsimize diziyoruz ve üzerlerine bir fırça ya da bir çay kaşığı ile zeytinyağ sürüyoruz ve hazırladığımız malzemeden koyuyoruz.

Önceden ısıttığımız fırında üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyetle,

Reklamlar

>İTALYANCA "BRUSCHETTA" BAŞKADIR

>

Ekmek makinamla aram son derece sıcak 🙂 Makinayı alınca insan yemekten kendini alamaz diyenlere inat, az yiyoruz ! Bu da kendi cephemizde sanırım bir başarı örneği. 700 gr’lık bir ekmek aşağı yukarı günde 2 öğünden 3-4 gün gidiyor.Bugüne kadar ekmek makinasının kutusundan çıkan kitapçıktan tüm tarifleri ve Söke’nin tüm mikslerini denedim.Çoğu arkadaşım makinanın kitapçığındaki tarifleri pek güzel bulmamasına rağmen biz onların da tadını beğendik. Söke’nin karışımları daha güzel tabii ama onları da Engin sevmedi. Söke’nin karışımları ağırlıklı olarak esmer ekmek olduğu için sanırım onları pek tutmadı.Bizimkisi geleneksel olarak ekmeği beyaz sevenlerden 🙂

Ekmek evden su damacanadan geçen günlerimizde kahvaltı ortamlarına renk katma çabamız son sürat devam ediyor.

Pratik tabak sunumlu bir pazar kahvaltısı hazırlamam icabettiğinde 3. gününü geçirmekte olan Söke Köy Ekmeği karışımı ile hazırladığım ekmekciklerimi değerlendirme amaçlı bir girişimde bulundum. Özellikle kulakları çınlasın Cemo’cuğum Sevgim ve ben ders çalışırken çok yapardı bize… “Size ekmeğin üzerinde kaşar eriteyim mi?” sorardı hep tatlı kadın Cemo…

Nedir bu Bruschetta ?

İtalyan mutfağında 15. yy’dan beri yapılmakta olan, önce sadece sarımsak ve zeytinyağı sürülerek başlanıp sonra peynir çeşitleri, sebzeler, domates hatta et çeşitleri de ilave edilerek kendi çapında zengin alternatifleri ile anılan “Bruschetta” (brusketta) davet menülerinizde güzel ve şık bir başlangıç tabağı , kahvaltılarınızda da doyurucu ve lezzetli bir ikram olabilir.

Wikipedia‘cılık da oynadık … O da bitti… Mevzu yapılışa geldi dayandı ..

Efendim önce bir ekmek makinası almanız gerekiyor … Aldığınız ekmek makinasında Söke Köy Ekmeği karışımı pişirmeniz gerekiyor. Yaklaşık 3 saatin dolmasını bekliyorsunuz ki ekmeğiniz hazır olsun….

Yok yok yok … Bunlar tabii ki şart değil… Tercihen , değerlendirme vakti gelmiş bayat her türlü ekmeği bu aşamada kullanıma açabilirsiniz. Üst paragraftaki benim kendi aşamam.. O nedenle biz ekmek aşamasının sonrasından mevzuya girelim.

Esasen orjinal brucshettalarda ekmek öncelikle fırında ya da ekmek kızartma makinasında kızartılıyor ve diğer malzemeler sadece hazırlanıp üzerine konuyor ama yemekseçerler kralı Engin’in öyle yememe riskini göze alarak ben tüm malzemeyle fırında pişirdim.
Ve sonuç … yedi … bir şey daha yedi … yaşasın ! Haaa arada peynirleri ayıklama çabası gözümden kaçmadı ama olsun… Yüzde 80’lerde başarılı bir tecrübeydi.

Malzemeler:

  • Orta kalınlıkta dilimlenmiş ekmekler (vereceğim malzeme 10-12 adet için uygun olacaktır)
  • 1 çorba kasesi kadar ufalanmış beyaz peynir
  • ince kıyılmış maydanoz
  • 1 adet yumurta
  • tuz, kırmızı biber, kekik
  • zeytinyağ

Peynir, maydanoz, yumurta ve baharatları bir kasede karıştırıyoruz. Ekmek dilimlerimizi fırın tepsimize diziyoruz ve üzerlerine bir fırça ya da bir çay kaşığı ile zeytinyağ sürüyoruz ve hazırladığımız malzemeden koyuyoruz.

Önceden ısıttığımız fırında üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyetle,

>İSİM KARTI KURABİYELERİ

>
Eski dostlar…

Nerede olsalar , kopmazlar… Araya kaç sene girerse girsin, konuşacak muhakkak bir şeyleri vardır… Anıları vardır eskiden gelen… Bugüne taşıdıkları şakalaşmaları…

Bir de eski dostlara hayatın kattığı en güzel yenilikler vardır… O yeniler eskilerle kaynaşır … Hele bir de eski ile yeninin yarattığı bir tazecik varsa …. Tüm eskiler ve yeniler ona odaklanır… Onun tazeliğiyle yeniden canlanır…
Dün kahvaltı masamızda eskiler, yeniler ve tazeler vardı… Lise arkadaşlarım ve eşleri ile bizde toplandık… Bir de sevimli miniğimiz ve henüz güzel annesinin canında büyüyen müstakbel oğlumuz …

Beni bilirsiniz…
Bir davet olunca günler önce başlarım ikram olarak ne yapsam diye düşünmeye… Bir de masa süsleme konusunu tabii 🙂
İşte bu isim kartları böyle oluştu….
Konuklarıma hem tatlı bir ikram, hem bir “Hoşgeldiniz” jesti, hem masamızda renkli bir dokunuş yaratmış oldum…

Kurabiye için bu sefer kendim evdeki malzemelerden bir çeşitleme yaptım…

Malzemeler:

  • 250 gr oda ısısında beklemiş margarin (Hüner kullandım)
  • 2 yumurta
  • 3 yemek kaşığı hindistan cevizi
  • 3 yemek kaşığı toz badem
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • 1 su bardağı mısır nişastası
  • aldığı kadar un
  • Tüm malzemeyi yoğurup, 30 dk kadar buzdolabında beklettim. Daha sonra 2 cm kalınlığında açıp Bakeshop’tan aldığım kurabiyelerin ve şeker hamurunun üzerine yazı yazdığım makinanın kalıbı ile kesip 160 derece fırında hafif pembeleşinceye kadar pişirdim. Soğuyunca üzerlerine bal sürüp aynı şekildeki kalıpla kestiğim renkli şeker hamurlarını yapıştırdım ve üzerlerine “HOŞGELDİN” ve kişinin ismini yazdım…

    Kahvaltı soframızda genel kahvaltı konseptinin dışında …. Özel ev yapımı ekmeğimiz …

    Sevgili Adaşımın özel ilave önerileri ile … ! Söke Un’un 7 tahıllı karışımından ….


    Franbuazlı Cheesecake … Tarifi bir kaç gün içinde gelecek …

    Peynirli Tepsi Böreği … Tarifi bir kaç gün içinde gelecek …

    Evet bunların sonrasında Pazar gününden bize geriye kalan…

    1. Eski dostlar görüştü…
    2. Eski dostların hayat arkadaşları ile kaynaşıldı…
    3. Eski dostların ufaklıkları ile coşuldu…

    Bir de bu kare… ki bana özel bir mesajı var 🙂

    Engin’in Dilara ile olan kaynaşması …..

    Güzel bir hafta diliyorum !
    Afiyetle,

    İSİM KARTI KURABİYELERİ


    Eski dostlar…

    Nerede olsalar , kopmazlar… Araya kaç sene girerse girsin, konuşacak muhakkak bir şeyleri vardır… Anıları vardır eskiden gelen… Bugüne taşıdıkları şakalaşmaları…

    Bir de eski dostlara hayatın kattığı en güzel yenilikler vardır… O yeniler eskilerle kaynaşır … Hele bir de eski ile yeninin yarattığı bir tazecik varsa …. Tüm eskiler ve yeniler ona odaklanır… Onun tazeliğiyle yeniden canlanır…
    Dün kahvaltı masamızda eskiler, yeniler ve tazeler vardı… Lise arkadaşlarım ve eşleri ile bizde toplandık… Bir de sevimli miniğimiz ve henüz güzel annesinin canında büyüyen müstakbel oğlumuz …

    Beni bilirsiniz…
    Bir davet olunca günler önce başlarım ikram olarak ne yapsam diye düşünmeye… Bir de masa süsleme konusunu tabii 🙂
    İşte bu isim kartları böyle oluştu….
    Konuklarıma hem tatlı bir ikram, hem bir “Hoşgeldiniz” jesti, hem masamızda renkli bir dokunuş yaratmış oldum…

    Kurabiye için bu sefer kendim evdeki malzemelerden bir çeşitleme yaptım…

    Malzemeler:

  • 250 gr oda ısısında beklemiş margarin (Hüner kullandım)
  • 2 yumurta
  • 3 yemek kaşığı hindistan cevizi
  • 3 yemek kaşığı toz badem
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • 1 su bardağı mısır nişastası
  • aldığı kadar un
  • Tüm malzemeyi yoğurup, 30 dk kadar buzdolabında beklettim. Daha sonra 2 cm kalınlığında açıp Bakeshop’tan aldığım kurabiyelerin ve şeker hamurunun üzerine yazı yazdığım makinanın kalıbı ile kesip 160 derece fırında hafif pembeleşinceye kadar pişirdim. Soğuyunca üzerlerine bal sürüp aynı şekildeki kalıpla kestiğim renkli şeker hamurlarını yapıştırdım ve üzerlerine “HOŞGELDİN” ve kişinin ismini yazdım…

    Kahvaltı soframızda genel kahvaltı konseptinin dışında …. Özel ev yapımı ekmeğimiz …

    Sevgili Adaşımın özel ilave önerileri ile … ! Söke Un’un 7 tahıllı karışımından ….


    Franbuazlı Cheesecake … Tarifi bir kaç gün içinde gelecek …

    Peynirli Tepsi Böreği … Tarifi bir kaç gün içinde gelecek …

    Evet bunların sonrasında Pazar gününden bize geriye kalan…

    1. Eski dostlar görüştü…
    2. Eski dostların hayat arkadaşları ile kaynaşıldı…
    3. Eski dostların ufaklıkları ile coşuldu…

    Bir de bu kare… ki bana özel bir mesajı var 🙂

    Engin’in Dilara ile olan kaynaşması …..

    Güzel bir hafta diliyorum !
    Afiyetle,

    >ZEYTİNLİ EKMEK

    >Yemekbahane’de bundan sonra bir tarif grubu daha olacak… Ekmekler…

    Fırıncı torunu ve ekmeksever biri olarak en sonunda dayanamayıp ekmek makinası da aldım.. Tutamadım kendimi , itiraf ediyorum 🙂
    Hepsiburada.com bana indirim çeki gönderdiğinde , bari bunu ne zamandır kendimi frenleyip almadığım ekmek makinasını alıp kullanayım dedim ve aldım… Dün iş yerime teslim ettikleri andan itibaren eve gidip ekmek pişirme tutkusu ile doldum , hatta yerimde duramadım 🙂
    Eve kendimi zor attım , inanın abartmıyorum 🙂

    Makinacığıma güzel bir yer beğendim ve koydum… Sonra da başladım ilk ekmeğimi yapmaya…

    Tüm malzemeleri koydum ve o 3 saat başladı… Makinanın penceresinden içeriye bakan iki gözüm ve ben 🙂 3 saati zor ettik …Haa bir de elinden tutup tutup mutfağa sürüklediğim Engin’ciğim tabii….

    Engin’e sürekli “Neden evi ekmek kokusu sarmadı? Makina mı bozuk? Pişmeyecek mi ekmeğim?” diye sorarak kendisini ilk geceden daraltmış (???) olsam da; hiç şefkatinden ödün vermeden “Kokaarrr… Pişeeerrr….” diyip durdu garibim 🙂

    Sonunda o “bippppp” sesi çıktı ve 3 saat doldu…. ve benim çok güzel kokan bir “Zeytinli Ekmeğim” oldu 🙂 (nur topu gibi) (çok komiğim)

    Hemen bir dilim kesildi, yanına tereyağ tabağı iliştirildi ve bitki çayı eşliğinde evin gurmesi (??? yemek seçen gurme) Engin beye ikram edildi… Engin’in ilk cümlesi “Vallahi ekmek gibi olmuş” 🙂

    Yaşaasıınnnnn !!!

    İşte ilk denemem … Tarif, makinanın içinden çıkan kitapçıktan…

    Bu tarifleri elde yoğurup, oda ısısında mayalandırıp, normal fırında da pişirmek mümkünmüş… Ancak fırının içerisine su dolu bir kase koymak gerekiyormuş..

    Malzemeler: (700 gr ekmek için)

    • 1 + 1/8 cup su – ılık (makinanın içinden cup ölçüsü de çıktı, onunla ölçtüm) (su bardağı ile aynı boydaydı..)
    • 2 büyük ölçek zeytinyağ (bu da makinanın bir aparatı) (4 yemek kaşığı kadardı)
    • 2 küçük ölçek tuz (2 çay kaşığı kadar)
    • 2 büyük ölçek toz şeker
    • 1/2 cup dilimlenmiş siyah zeytin (Fora’nın dilimli zeytinlerinden)
    • 3 cup un
    • 2 küçük ölçek aktif kuru maya (Dr. Oetker instant maya kullandım)

    Makinaya şu sırada koydum..(Önce sıvılar, en son un ve maya)

    Su, zeytinyağ, tuz, şeker, zeytin, un ve maya… Mayaya hiç sıvı değmemesi önemli !

    Beyaz Ekmek programından çalıştırdım… Koyu renk kabuk seçtim…

    Bir sonraki deneme için öneriler geliyor… Cevizli ve kepekli ilk sıralarda…

    Afiyetle kalın ,

    ZEYTİNLİ EKMEK

    Yemekbahane’de bundan sonra bir tarif grubu daha olacak… Ekmekler…

    Fırıncı torunu ve ekmeksever biri olarak en sonunda dayanamayıp ekmek makinası da aldım.. Tutamadım kendimi , itiraf ediyorum 🙂
    Hepsiburada.com bana indirim çeki gönderdiğinde , bari bunu ne zamandır kendimi frenleyip almadığım ekmek makinasını alıp kullanayım dedim ve aldım… Dün iş yerime teslim ettikleri andan itibaren eve gidip ekmek pişirme tutkusu ile doldum , hatta yerimde duramadım 🙂
    Eve kendimi zor attım , inanın abartmıyorum 🙂

    Makinacığıma güzel bir yer beğendim ve koydum… Sonra da başladım ilk ekmeğimi yapmaya…

    Tüm malzemeleri koydum ve o 3 saat başladı… Makinanın penceresinden içeriye bakan iki gözüm ve ben 🙂 3 saati zor ettik …Haa bir de elinden tutup tutup mutfağa sürüklediğim Engin’ciğim tabii….

    Engin’e sürekli “Neden evi ekmek kokusu sarmadı? Makina mı bozuk? Pişmeyecek mi ekmeğim?” diye sorarak kendisini ilk geceden daraltmış (???) olsam da; hiç şefkatinden ödün vermeden “Kokaarrr… Pişeeerrr….” diyip durdu garibim 🙂

    Sonunda o “bippppp” sesi çıktı ve 3 saat doldu…. ve benim çok güzel kokan bir “Zeytinli Ekmeğim” oldu 🙂 (nur topu gibi) (çok komiğim)

    Hemen bir dilim kesildi, yanına tereyağ tabağı iliştirildi ve bitki çayı eşliğinde evin gurmesi (??? yemek seçen gurme) Engin beye ikram edildi… Engin’in ilk cümlesi “Vallahi ekmek gibi olmuş” 🙂

    Yaşaasıınnnnn !!!

    İşte ilk denemem … Tarif, makinanın içinden çıkan kitapçıktan…

    Bu tarifleri elde yoğurup, oda ısısında mayalandırıp, normal fırında da pişirmek mümkünmüş… Ancak fırının içerisine su dolu bir kase koymak gerekiyormuş..

    Malzemeler: (700 gr ekmek için)

    • 1 + 1/8 cup su – ılık (makinanın içinden cup ölçüsü de çıktı, onunla ölçtüm) (su bardağı ile aynı boydaydı..)
    • 2 büyük ölçek zeytinyağ (bu da makinanın bir aparatı) (4 yemek kaşığı kadardı)
    • 2 küçük ölçek tuz (2 çay kaşığı kadar)
    • 2 büyük ölçek toz şeker
    • 1/2 cup dilimlenmiş siyah zeytin (Fora’nın dilimli zeytinlerinden)
    • 3 cup un
    • 2 küçük ölçek aktif kuru maya (Dr. Oetker instant maya kullandım)

    Makinaya şu sırada koydum..(Önce sıvılar, en son un ve maya)

    Su, zeytinyağ, tuz, şeker, zeytin, un ve maya… Mayaya hiç sıvı değmemesi önemli !

    Beyaz Ekmek programından çalıştırdım… Koyu renk kabuk seçtim…

    Bir sonraki deneme için öneriler geliyor… Cevizli ve kepekli ilk sıralarda…

    Afiyetle kalın ,