>OLIVIA’S PIZZERIA

>

Olivia's Pizzeria

Lezzetli birşeyler yemeye dışarı çıkalım diyorsanız, “deneyin” derim…

Yılbaşı öncesinde Olivia’s Pizzeria’nın yeni açılan Anadolu Yakası şubesine sevgili blogger arkadaşlarımla davet edildik. Davete elbette icabet gerek. Ben de bu değerli davete benim için iki değerli kişiyi yanıma katarak gittim, Ajanda kızları Sinem ve Seda‘yı … Yemek bloggerları olarak bu tip etkinliklere davet edilmeye alışığız ve bundan da çok keyif alıyoruz ama bu iki cici bayan o gün yolda giderken, “Müge, şimdi ne yapıcaz orada, markayı mı tanıtacaklar, nasıl geçecek, bize biraz bahset” tarzında sorular sorarken heyecanlarını hissetmek açıkça söylemem gerekir ki çok eğlenceliydi.

Bu yazımda da belirtmiştim, son dönemin en gözde pazarlama trendi, hedef kitlenin ya da bu kitlelere ulaşmayı sağlayacak aracı kitlelerin markayı duyuları ile tanıması için direk tanıtım metodunu uygulamak. Hatta geçenlerde işim nedeniyle katıldığım 10. Pazarlama Zirvesi’nde bile bir workshop esnasında buna geniş yer verildi. Sosyal medyanın gücünü markaların nasıl kullandığını, özellikle bloggerlar üzerinden kitlelere ne şekilde ulaşıldığı üzerine bir marka örneklemine yer verildi. Hatta bu örneklem Tefal’in Actifry’ı tanıtma metodu üzerineydi ve bizden uzun uzun bahsettiler.

Olivia’s da bu metodu uygulamayı tercih eden markalardan. Lezzetini birinci elden tanıtmayı tercih ederek biz bloggerları nazik bir davet ile mekanında ağırladı. New York stili pizza yapan Olivia’s Pizzeria sadece pizzası ile değil, adeta tüm menüsü ile gönlümde taht kurmayı o gece başardı diyebilirim, evime yakın olması benim için bir tehlike arz edebilir, hele de karnım burnuma dayanmışken.

Olivia's Pizzeria

O akşam menüden örnekler yiyerek, lezzetini test etmiş biri olarak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki yolunuz Levent ya da Çiftehavuzlar’a düşerse muhakkak gidin ve tadın. Ayrıca oraya gidemiyorsanız eve de sipariş edebilirsiniz.

Olivia's Pizzeria

Yediklerimizin fotoğrafları bunlar tabii bir de yemediklerimiz var, zira Olivia’s da menü gayet göz alıcı..
Bir haftasonu ödüllendirmesi için ideal bir seçim olacak 🙂

Afiyetle & sağlıkla,

Reklamlar

>İGLO İLE PRATİK LEZZETLER

>

İGLO İle Pratik Lezzetler

Yılbaşı arifesinde tam bir yılbaşı hediyesi niteliğinde bir mail aldım Sevgili Tijen’den. Ne zamandır şöyle atölye çalışmalı herhangi bir aktiviteye katılamamış olmanın verdiği heyecanla hemencecik kabul ettim davetini ve günleri saymaya başladım. O gün, yani geçtiğimiz hafta cuma gecesi gelip çattığında Hobimle Mutluyum Lezzet Okulu’nun kapısından içeri girdiğimde başıma gelecekleri aslında az çok tahmin ediyordum. Bilmediğim tek bir şey vardı ya da farkında olmadığım, bir markanın neyi, neden temsil ettiğiydi. O gün İglo’nun davetlisiydim ve o gün İglo ile resmen tanışmış oldum.

İGLO İle Pratik Lezzetler

O mutfakta 4 saate yakın, İglo ile neler yapabileceğimize dair son derece pratik, lezzetli, şık, gözü dolduran, damakta şölen yaratan ve en önemlisi de sağlıklı reçeteler uyguladık. Evet burada altını çizmemiz gereken önemli bir sıfat var ki, altını kalın kalın çizmeden olmaz.. Sağlıklı …
Önce bir dondurulmuş gıda firmasının nasıl sağlık imajını koruyabildiğini düşündüm ama sonrasında edindiğim tüm bilgiler, bu imajı ne kadar hak ettiklerini düşündürdü bana.
Tijen’den o gün dinlediğimiz, İglo’nun internet sitesinde de yer alan bilgi şöyle :

PAZARDAN TAZE DİYE ALDIĞINIZ BİRÇOK SEBZE EN AZ 4 GÜNLÜKTÜR

Pazardan taze diye aldığınız birçok sebze en az 4 günlüktür. Bu 72 saat evvel toplanmış demektir. Toplanıp yükleme, yola çıkma: 1 gün, yol:1 gün, halde satış:1 gün, manava veya pazara gelip rafa, tezgaha çıkma: 1 gün. Yani en az 4 günden bahsediyoruz.

Bu zaman içinde nakliye ve depolama sırasında besin, değerini kaybetmeye hızla devam eder ve bozulmaya başlar. Siz belki gözle fark etmezsiniz ancak ürün ezilmiş ve çoktan çürümeye, bozulmaya başlamıştır.

Gıda güvenliğinde zaman en önemli unsurdur. İglo’nun dondurma işlemi sonrasında gıdalar için adeta zaman duruyor. Gıda güvenliğinde zaman öyle önemli ki, örneğin bezelyenin içerdiği şeker, toplandığı andan itibaren 2.5 saat sonra nişastaya dönüşerek özelliğini yitirmeye başlıyor. Gıdaların tazelik ve besin değerini korumak için zamanla yarışan İglo bu nedenle tesislerini tarım alanlarının ortasına kuruyor. Deniz ürünleri ise yüksek teknoloji içeren yüzer fabrika gemilerde, soğuk denizlerde avlandıktan hemen sonra hızla fileto yapılıp en fazla 2 saat içinde donduruluyor. Böylece İglo, tarım ve deniz ürünlerini toplandığı ilk dakikalardaki tazeliği ve doğallığıyla dondurarak size ulaştırıyor.

İglo’nun dondurma işlemi ürünün içindeki suyun donması ile gerçekleşir. Bu nedenle katkı maddesi gerekmez. Dondurmak doğanın en doğal koruyucusudur. Dondurulmuş gıdanın tazeliği gıdanın ilk dondurulduğu andaki tazeliğiyle ilgilidir.

İGLO İle Pratik Lezzetler

Bu son derece faydalı bilgileri edinirken tabii ki boş da oturmadık, şeflerimizin önderliğinde birbirinden güzel yiyecekler hazırladık ve afiyetle de yedik 🙂 Bizim pıtırın bir haftalık omega ihtiyacı da bir güzel karşılanmış oldu 🙂
Neler yaptık nelerrr… Sizlerle bunların tariflerini paylaşmaya çalışacağım bir sonraki yazılarımda..

  • Balık çorbası
  • Karidesli enfes bir salata (narenciye soslu)
  • Sebzeli Somon & Fesleğenli Noodle
  • Limonlu helva

Bunların yanında karidesler, levrekler, mezgitler de uçuştu durdu.. Yani İglo sağolsun biz o gün balığa doyduk…

İGLO İle Pratik Lezzetler

Sonunda sertifikalarımızı da keyifle alarak o enfes geceyi sonlandırdık.. Haaa gece bitti ama sürprizler bitmedi, bu hafta içerisinde bir de bunun üzerine İglo’dan iki kutu da hediye geldi.. Şimdi o tarifleri evde uygulamak ve pıtırcığa sağlıklı yiyecekler yedirmek de bana düşüyor elbette..

Teşekkürler İglo !

Fotoğraflar : Tijen Aktay

>SOFTBOWL ETKİNLİĞİ

>Pazar günü güzel bir etkinliğe davetliydim. Sevgili Sevil’in ve Softbowl’un davetlisi olarak Hayal Hanım ve annesinin birbirinden lezzetli ikramlarının sunulduğu şirin kafesi Mia Caramella’da buluştuk.
Softbowl ile hazırlanmış, herbiri birbirinden lezzetli ve harika sunumlara sahip yiyecekler ve sohbet eşliğinde güzel bir pazar kahvaltısı etme fırsatı yakalamış olduk.
%100 sıvı silikonla üretilen, kanserojen madde içermeyen Softbowl ürünleri hakkında daha detaylı bilgiye buradan sahip olabilirsiniz.
Etkinlik hakkında daha geniş bilgiye Sevil’in bloğundan ulaşabilirsiniz.
Bu güzel etkinlik ve hediyeniz için çok teşekkür ediyorum tekrar.
Benim kadrajımdan bir kaç kare ile Softbowl ile yapılan harika lezzetlere davet ediyorum sizleri..

softbowl

softbowl

softbowl

softbowl

softbowl

>DOMATES SOSLU SEBZELİ TAVUK RULO, FIRINLANMIŞ BAHARATLI PATATES İLE

>

Ayol bu ne ? Bu yazının başlığı nedir böyle demeyin 🙂 Ne lüks bir otelin düğün menüsünden alınma ne de “Yemekteyiz” programından çıkma…

Bu yemek ile 3 Ekim cumartesi günü Marriott Otel’de LG Electronics tarafından düzenlenen “Life’s Tastes Good” yemek yarışması etkinliğinde 4. olarak Dubai etabına katılmaya hak kazandım.

Detaylar daha sonra…

>PAZARLAMADA KİTLELERE ULAŞMAK

>Oooo… Başlığa bakılırsa derin bir mevzu geliyor demeyin. Tez ödevi niteliğindeki bu başlığın sebebi son dönemde yaşadığım örneklerin artması.

Önce Uno yaşattı aslında çoğumuza bu tecrübeyi. Bir gün eve döndüğümde apartman görevlimiz ben yokken kendisine bırakılan kutuyu teslim edince, o heyecanı ilk kez yaşamıştım. İçinden çıkan adıma yazılmış mektup ve harikulade tasarlanmış bir pazarlama stratejisi ile tanıtılan ürünler, markanın kafamdaki algısını daha da güçlendirmişti. Uno , bunu ürün gruplarının tamamını tanıtana kadar devam etti , eee tabii ben de anlatmaya. Kitle tespiti noktasında son derece başarılı bulduğum bu aktiviteler dizisini Uno, harika bir organizasyonla sürdürdü.

Sonra Tefal, yeni piyasaya sürdüğü ürünü Actifry‘ı tanıtmak amacıyla bizleri biraraya getirdi.Yine hedef kitle belliydi.. Sesini blog mecrasından duyuranlar.

Bir sonraki seferde Tamek, içecek grubunu bizlerle buluşturdu. Tamekids ile bu kutu vasıtasıyla daha yakından tanışmış olduk.

Tam mevsiminde, Algida’nın yaptığı bir diğer pazarlama faaliyeti ise ürünün ve markanın gücünü yerinde görme fırsatı tanıdı bizlere. Carte d’or lezzetlerini fabrika bantından tatmanın keyfini günlerce dilimize doladık.

Hem bir blog yazarı hem de pazarlama konusunda kariyerine devam eden bendeniz bu faaliyetlerin her birini bir örneklem, bir trend analizi şeklinde de değerlendirdim aslında. Tümü kendi alanında çok güçlü bu markaların faaliyetlerinin temelinde yatan şeyin özünün, marka bilinirliliği güçlendirmek ve kitlelere aracı kullanmadan ürünü birinci elden, direk temasla tanıtmak olması , günümüz pazarlama alışkanlıklarının ne derece boyut değiştirdiğini bizzat gösteriyor.

İşte bunların son örnekleri…

Geçen hafta yine Tamek’ten aldığım bir kutu oldu. Bu sefer içerisinde konserve, salça vb bir grup ürün yer alıyordu. Kutuların anlamını daha da arttıran isme gelen mektup ile birlikte. Açılan yeni websitesi ve yapılacak yemek yarışmasının tanıtımını içeren kutu yine bahis konusu olacak şekilde son derece etkin hazırlanmıştı.


Bir blog yazarı olduğum için değil, bu sefer şirkete direk tüm personele yönelik yapılan bir pazarlama faaliyetinden bahsedecek olursak, Amerika’nın meşhur Doughnut markası Krispy Kreme , Türkiye pazarına müthiş bir tanıtım ile girdi diye düşünüyorum.

Eğer bu faaliyet için ayırdığı bütçeyi iki ya da üç gün prime time zamanında televizyonda iki sefer reklam döndürerek kullansaydı, aynı etkiyi bırakır mıydı? Ben sanmıyorum.
Çünkü bütün haftasonu Bağdat Caddesi’nde kutu kutu ürün dağıtarak, sonrasında bizim şirket gibi personel sayısı yüksek firmaları hedef alıp onlara da dağıtım yaparak bir iki reklamla yapamayacağı tanıtımı yapmıştır diye düşünüyorum. Haaa bu arada Krispy Kreme‘e ben bayıldım , hamuru müthiş.. Yumuşacık ve insanın yedikçe yiyesi geliyor:) Bu iyi bir şey mi tabii tartışabiliriz 🙂

Pazarlamacı damarım tuttu bu sabah, fazla tuşladım kusura bakmayın artık:) Ama hakedene bir iki kelam etmemek olmaz.

Tüm bu sözlerin ardından herkese iyi ramazanlar diliyorum. Sofralarınız bereketli, ağzınızın tadı yerinde olsun.

Afiyetle,

>DONDURMA DOLU BİR YOLCULUK & MAKYAJ ÇANTASI PASTASI 2 & ŞAMPİYONUZ ŞAMPİYON

>Başlığa bakıp “Bu yazanların birbiri ile alakası nedir?” diyorsunuz sanırım. Doğru, haklısınız. Kendime yaptığım özeleştiri neticesinde bunu bir borç bildim ve bugün uzun bir yazı yazmaya karar verdim.Peki ne yazsam diye düşününce de ilk aklıma bir önceki hafta geçirdiğim harika cumartesi ile başlamak geldi. Aslında bu hafta da çok güzel bir cumartesi geçirdim ama onu bir sonraki yazıya saklayacağım.

Bu fotoğraf sadece günün bir parçasından alıntı aslında. Elimizdeki tabaklarda süzüm süzüm süzülerek yenmesi beklenen şey nedir? Cevap : Dondurma. Ama dondurma diyip geçmemek lazım. O tabaktakiler dondurmanın anlamını farklılaştıran, bize sadece yazın yenmez kışın da doya doya yiyin konseptini kazandıran, bununla da yetinmeyip dondurmaya farklı farklı konbinasyonlarla boyut atlatan Algida’nın Carte d’or lezzetlerinden sadece bir örnek.

Meyveyi dalından yemişsinizdir ama eminim çoğunuzun dondurmayı fabrikanın bantından alıp yeme gibi bir deneyiminiz olmamıştır. Benim de haliyle böyle bir tecrübem yoktu ta ki Algida’nın
Çorlu’daki muhteşem (bu sadece dondurma fabrikası olduğu için kullandığım bir sıfat değil, lütfen yanlış anlaşılmasın) 🙂 fabrikasını gezene kadar.

Hijyenin temel unsur olduğu fabrikayı gezintimiz ömrümün sonuna kadar hep kahkaha atarak bakacağım bu ve bunun muadili fotoğraflarda da gözüken o süper kılığa bürünmemizle başladı. Az yuvarlak olan bendeniz bu beyaz tulumların içine girince çamaşır suyu reklam kahramanları gibi oldum 🙂 Beyaz ve yuvarlak 🙂

Ama olsun.. Magnum’un titizlikle nasıl üretildiğini, Selection serisinin lezzetinin nereden geldiğini, Cornetto’nun aşk dolu çikolatasının külaha doluşunu bu yuvarlak ve beyaz halimle büyük bir ilgiyle seyrettim. Seyretmekle kalmadım, dalından da yedim üstelik 🙂

Fabrika gezimizin sonrasında bizler için özenle hazırlanmış muazzam bir piknik organizasyonu ile de keyfimiz duble oldu. Anlayacağınız yedik, içtik keyfilendik yine 🙂 Sonunda da bu keyiflere objektiflere günün hatıra pozunu verdik.

Bu muhteşem deneyim için Carte D’or ailesine çok teşekkür ediyorum.

Bu da başlığımızın ikinci yarısı.. Sanırım yapalı 1,5 ay kadar oldu. Ancak fotoğraf aktarmadaki yetilerim kısıtlandığı için ancak kısmet oluyor yayınlamak.

Pasta da tamam…

Sıra da ne var.. Valla kimse alınmasın ama sırada ŞAMPİYONA EDİLECEK İKİ SATIR LAFIM VAR 🙂
Kendimi bildim bileli Beşiktaşlıyım. Futboldan anlamam ama şimdi buradan şampiyonluk kutlaması yapmazsam olmaz !!!!
Tebrikler Kara Kartal !!! Tebrikler Şampiyon 🙂

Afiyetle,

>BESLENME VE LEZZETTE BİR DEVRİM – ActiFry

>Tefal’in kafamdaki mottosu hiç değişmez, TEFAL..Sen Herşeyi Düşünürsün ! Hakikaten de öyle ama. Pratiklik konsepti ile mutfakların vazgeçilmezi ve öncüsü olan Tefal, son dönemin trendi sağlıklı, besleyici ve lezzetli çizgisindeki ürünleri ile hayatımızda olmaya devam ediyor.

Şimdi size bir soru soruyorum:
1 kg patatesi kızartmak için ne kadar yağ kullanmak gerekir?
a) 1 lt

b) 2 su bardağı

c) Fritözümde geçen haftadan kalan yağ vardı, onu kullanırım

d) Hiç biri

Evet cevaplar ….

Cevap “d” .. Çünkü cevap burada yazmıyor..

Bir kaşık yağ ile bir kilo patatesi kızartabilirsiniz desem, bu size inandırıcı gelir mi?

Gelmediyse , inanın ..Çünkü ben gözlerimle gördüm, ellerimle yaptım, afiyetle de yedim.

Actifry mucizesi ile Whirlpool Mutfak Sanatları Akademisi’nde Tefal’in organize ettiği müthiş bir organizasyon ile tanıştık.

Şefimiz Mehmet Bey liderliğinde birbirinden lezzetli dört tarif uyguladık.
  • Patates Kızartması
  • Çoban Kavurma
  • Muska Böreği
  • Kabak Tatlısı

Herbirini sadece Actifry’ı kullanarak pişirdik. Çok az yağ kullanarak, pratik ve sağlıklı bir şekilde bir çok tarif için kullanabileceğimiz Actifry’ın temizliğinin de ne derece kolay olduğunu bizzat tatbik ederek öğrenme fırsatımız oldu.

Yani biz sadece doğradık ve ActiFry’a teslim ettik 🙂 Gerisini o halletti diyebilirim 🙂

Bize afiyetle yemesi kaldı.

Bu günün sonrasında yüzümüzün aldığı şekil işte bu resimde gayet net 🙂

Teşekkürler Tefal.. Sen hala herşeyi düşünmeye devam ediyorsun!

Fotoğraflar için Hünerli Beyefendi’ye kucak dolusu teşekkürler!!