NE ÇOK ÖZLEDİM PASTA YAPMAYI ..

Özledim .. çok özledim.. Ellerimin hamur kokmasını, rengarenk boyanmasını .. Olmayan modellerin sinirimi bozmasını ..

Pasta yapmayı çok özledim ..

Ama vaktim yok 😦 Vaktim olsa gücüm yok 😦
Bir gün hobime tekrar dönebilmek ümidim..

Yapan arkadaşlarımı gördükçe burnumun direği sızlıyor, kendimi tutamadım, yazdım 🙂

DOĞTAŞ MOBİLYA SORUNUNDA SON DURUM NEDİR?

Benim pek değerli Yemekbahane takipçisi dostlarım..

Desteğiniz için çok teşekkür ediyorum.Madem sorunu biliyorsunuz, son durumu da bilin istedim. Ben bu yazıları tüm sosyal medya mecrasında paylaştıktan sonra her kurumsal firmada olduğu gibi, kurumun marka değerini sosyal mecrada yükseltmek adına çalışan kurumsal iletişim birimi bana geri döndü. Konuyu ilgili mercilere ileteceklerini belirttiler.Bir hafta geçip size bir dönüş olmazsa bize tekrar bilgi verin dediler. Ama ne oldu?  Ne arayan var, ne de soran.. Bu arada inanılmaz olaylar okudum yazdığınız yorumlarda..

İçlerinde benim gibi Doğtaş maduru olanlarınız da vardı , işte bunlardan bir kaçı..


sibel dedi ki…

Sevgili Müge

Bende Doğtaş magduruyum. 2 küçük çocuğum var ve 2 kez tv ünitesinin üst cam modülleri bildiğin yere düştü ki ikisinde de tesadüfen yoktuk. İade almamakta çok ısrar ettiler ve en sonunda ben genel müdürlerine mail attım. Bu yöntemle problemimi çözdüm. Bilgin olsun. Sevgiler.

Sevgili Müge,
Bizde kızımızı evlendirirken mobilyaları doğtaştan seçtik tv ünitesindeki problemi kavga ederek çözdüm çünkü başka dilden anlamıyorlar ne yazık ki… Çanakkalede bulunan fabrikadan İstanbul Avcılara kendileri eksik getirip takmadıkları parçayı 2 ay gibi bir sürede taktırabildik. Söylediğim gibi yapacağın şey garip olacak ama biraz kavga etmek. Malı satana kadar neredeyse amuda kalkanlar mal teslim alındıktan sonra yok oluyorlar. Sevgilerimle Nesrin Bilgi
Şimdi ben hangi yöntemi seçeyim, genel müdüre mi mail atayım yoksa Sevgili Nesrin gibi kavga mı edeyim… Neden memnun kalmadığım o koltuğa verdiğim 2.500 TL ‘yi ödemek için zaten hergün deli gibi çalışırken bir de bunlarla yorulmak durumundayım?

DOĞTAŞ MOBİLYA VE MUTSUZ MÜŞTERİ

Pek adetim değildir aslında.Memnun kaldığım ve önerebileceğim ürün ve hizmetleri buradan çeşitli vesilelerle paylaşmışlığım olsa da çok nadirdir, memnuniyetsizliğimi dile getirişim. Yazacağım ilk yazının oğluşumun ilk doğumgünü olmasını planlarken, beni oyalayan tatsız bu konuyu buraya taşımaya tabiri caizse mecbur bırakıldım diyelim.
Geçen hafta bize teslim edilen kanepelerimizden dolayı o gün bugündür beni anlayacak birilerini bulma çabası içerisindeyim. Evet malesef Doğtaş’tan bir ürün satınalma hatası yaptım. Zira ne allı pullu yapılan satış sonrasında karşımıza bir yetkili vaktinde çıkarak bizi dinledi ne de talebimize yanıt verildi. Koltuk bu… Oturursun, sırtını yaslarsın, süngerine bakarsın, ayakların yere değiyor mu, koltuk belini sarıyor mu bakarsın.. En azından ben öyle yaptım, bir koltuk alırken bunlara dair arayışımı test ettim. Satışı yapan Doğtaş Modoko mağazasının satış performansı çoookk yüksek satış temsilcisi Oğuzhan Bey de o gün, rahatımızı ön planda tutmuştu zaten. Ama benim Doğtaş’ın kataloğunu bilmem, ürünlerinin standartlarına hakim olmam gerekiyormuş, dersimi çalışmadan gitmişim malesef koltuk almaya.Sözün özü bize o gün denettirilen ürün teslim edilmedi evimize, açıklama da şu ” o yastık diğer koltuğun yastığı hanımefendi, bu koltuğun standart yastığı budur ” madem standart odur, neden o standart denettirilmez insana, benim yukarıda saydığım kriterlerimi karşılamayan o yastık mecburiyetim midir? Sırtımı dayayamadığım koltuk mecburiyetimmidir? Para verip aldığım eşya, bana satıldığı formda değilse, Doğtaş’ın standartları mecburiyetimmidir? Hiç sanmıyorum…
Ama meğer Doğtaş da bu bakış açısı böyleymiş, ben mecburmuşum. Ne, o nevişahsına münhasır satış temsilcisi Oğuzhan Bey, ne de Doğtaş kurumsal müşteri hizmetleri bana bu konuda hak vermedi. Aldın, otur dediler, kısaca..
Oturmayacağım ey Doğtaş! O koltukları ben istemiyorum … Birileri sesimi duyana kadar da buradayım..
Müge Karahan
Link vermek istemiyorum … dogtas.com.tr firmasından bahsediyorum…

BİR DÖNDÜK PİR DÖNDÜK


Aras daha 40 günlük değildi, biz Yalova’ya göçtüğümüzde. Göçtüğümüz diyorum çünkü bizim yazlığa gidişimizi ancak bu kelime ifade eder 🙂 Aras’ın yatağı, küveti, kovası, steril makinası, osu, busu derken biz bir koca minübüs ile yazlığa göçtük 🙂

40 uçurduk, 3 ay partisi yaptık derken günler geçti.. Tam 3,5 ayı Yalovanın oksijenini soluyarak geçirdik. Aras sokağa, insanlara, gezmeye alıştı, çantası ile her yere taşındı durdu. Yaz biterken Yalova’dan yine aynı kocaaaa minübüse doluştuğumuzda Aras artık 5 ayını bitirmek üzereydi. Evet artık İstanbuldayız. Aras bile farkında, yerini yadırgadı. Korna seslerinden korktu, uyku düzeni bile değişti. Park bahçe isteyen gözlerle bakıyor sanki 🙂
O minübüsteki eşyalar eve sığamadı bir türlü… Öffff dönmek istiyorum ben diyorum o dağ gibi ütüleri görünce. Neyse artık bulucaz yeni düzenimizi. Bu arada işe dönmeme de şunun şurasında sadece 3 hafta kaldı. Bakalım kuzumu nasıl bırakacağım geride…
Bu dönüş bana umarım sizlerle daha sık görüşme fırsatı verecek.
En kısa zamanda yemeği bahane edelim…Yemekbahane’de görüşmeye devam edelim…
Afiyetle & sağlıkla,

>TADİLAT VAR

>

house_painter_2

Eve yeni bir ferdin katılacak olması, evimize neşe getirirken, beraberinde bir sürü hazırlık da getirdi elbette. Şimdi de boya-badana zamanı. Dolayısıyla mutfağımız kısa süreliğine işlev dışı kaldı. Birikenleri de tüketince böyle dımdızlak kalıverdim.

Bol bol çene çalarız artık ne yapalım sizinle 🙂

Sinemadan, dergilerden, bu ara bol bol yaptığım şey alışverişten dem vururuz 🙂

HEPİMİZ ŞOKTAYIZ ! BLOGSPOT KAPATILDI !

Cumartesi herkese kulaktan kulağa yayılan kötü bir haber geldi bana. Blogger, blogspot Türkiye’de mahkeme kararı gereği aynı Youtube gibi yasaklı siteler arasına girmiş ve .blogspot.com uzantılı herhangi bir kişisel bloga girdiğiniz zaman karşınıza kırmızı puntolarla kocaman yazılmış bir uyarı çıkıyor…

BU SİTEYE GİRİŞ YASAKTIR!
Okumanın, düşünmenin, yazmanın, kendini ifade etmenin, paylaşmanın, öğrenmenin, öğretmenin yasağını koymuşlar..Niye ? Kimbilir niye ? Belki bir iki kişi kötü şeyler yazdığı, çizdiği içindir..Bilinmez..Ama ne olduysa cezası hepimizin borcu olmuş.Yani şu anda, pasta yapmaktan, börek tarifi vermekten, kitap önermekten, gezdiğimiz yerleri anlatmaktan mahkeme kararı gereği üzerimize bir siyah bant çekildi.
Şu anda nasıl mı yazıyorum ? Bir sürü farklı proxyden giriş aslında var. Yani yolunuzu yerli proxylerden çıkarıp yabancılara çevirdiğinizde hiçbirşey olmamış gibi devam edebiliyorsunuz.
Ama bu bir çözüm mü? Hayır, bence değil.. Çözüm, özgür platformlarımızın özgürce her yerden erişime açılması..
Bu yasağı şahsım adına kınıyorum !

HAMİLE KURABİYESİ

Etrafım bebek doluyor .. yaşasın!! Sıra ile abla, teyze, dayı ünvanları kazanıyorum… Sırada gülyüzlü arkadaşım, 20 yıllık dostum Sinem var.. Anne olacak benim mavişim hem de çocukluğumuzdan beri ona yakıştırdığım şekilde erkek annesi..
Onun bebeği benim için çok çok özel olacak.Henüz 10 yaşında tanıdığım, başucunda hala masal kitabı bulunan renkli mi renkli annesiyle geçen en güzel günlerimizi, oyunlarımızı anlatacağım ona.
Benim onu karşılama şeklim bana has olmalı dedim ve önce ona gidip ilk bisikletini aldım 🙂 Çiçekçiden çiçek alırken bu bisikleti görünce “işte aradığım şey” dedim kendime…
Sonra mutfağa girip pastamalzemeleri.com‘dan edindiğim elbise kalıbını buldum dipsiz kurabiye kalıbı kutumdan 🙂 İsim kartlarını hazırladığım tarifle kurabiye hamuru hazırladım.

Buzdobında yaklaşık 30 dk kadar beklettim ve resimde göreceğiniz şekilde yapıp pişirdim…

Soğuduktan sonra şeker hamurunu aynı kalıbı kullanarak kestim ve yine bir parçayı elimde yuvarlayarak göbek kısmına yerleştirdim, modelleme setiyle göbeğin çevresini düzelttim.

Yazı aparatı ile üzerine “MOM TO BE” (anne adayı) yazıp jelatinledim ve yine mavi rafya ile süslemeyi tamamladım.

İşte oğlumuzun ilk bisikleti …
Bu arada geçtiğimiz cumartesi anneannesi, babası, ben hepimiz tribünlerde oğlumuza baktık annesi ultrasona girdiğinde..Doktor “bu gözü”,” bu karnı” demese anlamayacağım o karaltıda minicik kalbinin nasıl hızla attığını duyduğumda tutamadım kendimi ağladım…

Biz seni bekliyoruz küçük bey … Hem de kocaman bir sevgiyle…

Afiyetle,